İzledim: Alyoşa

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika İstanbul Devlet Tiyatrosu‘nun Alyoşa oyunu benim için 2018’in ilk oyunu olmasının yanı sıra yaklaşık iki sene sonra Üsküdar Stüdyo Sahne‘ye yeniden yolumun düşmesine vesile olmasından dolayı önemsediğim bir oyundu. Üsküdar Stüdyo Sahne’de en son 2016’nın nisan ayında Medea Kali oyununu izledim. Stüdyo Sahne yapısı gereği Devlet Tiyatrosu repertuvarındaki her türden oyunun sahnelenmesine uygun değil. Belli başlı oyunlar dönüyor sezon içerisinde sürekli. O yüzden çok sevdiğim bir sahne olmasına rağmen istediğim sıklıkla gidemiyorum. Bu sezon başında İstanbul Devlet Tiyatrosu web sitesi üzerinden bir duyuru yayınladı ve diğer tüm Devlet Tiyatrosu sahnelerindeki gibi 20:00 olan suare oyunların başlama saatini yalnızca Stüdyo Sahne için 18:00’e önceledi. Tafsilatlı bir açıklama yok, tek cümlelik bir bilgilendirme metni yalnızca duyurulan. Hâl böyle olunca gündüz mesaisiyle çalışan birisi olarak, benim için hafta içi Stüdyo Sahne’de oyun izlemek ulaşılmaz bir hayal hâline dönüştü. Neyse ki muhtelif sebeplerden çalışmadan geçirdiğim iki haftalık bir süre oldu da fırsat yaratıp Alyoşa oyununu izlemek için Stüdyo Sahne’ye gidebildim. Tahmin ettiğim gibi gittiğim temsildeki izleyici kitlesinin ekseriyetini emekliler ve öğrenciler oluşturuyordu.

Alyoşa yeni bir oyun. Yılbaşından birkaç gün önce prömiyerini yaptı. Hayati Çitaklar tarafından kaleme alınan oyun, daha önce İmge Kitabevi Yayınları tarafından Alyoşa – Aliye Berger’in Öyküsü ismiyle yayınlanmış. Biyografik bir anlatısı olan oyun 1903 – 1974 seneleri arasında yaşamış ressam Aliye Berger‘in hayatını konu alıyor. Aliye Berger’i, oyunun başından sonuna Seray Gözler canlandırıyor. Oyunda ilk şaşırdığım nokta burası oldu. Sanırım oyun konusunu okuyunca ve nispeten kalabalık oyuncu kadrosunu görünce Aliye Berger karakterinin her dönemini farklı bir oyuncunun canlandıracağını tahayyül etmiştim. Öyle olmadı. Seray Gözler oyunun ilk sahnelerinden itibaren Aliye Berger’in yaş almış hâlini izleyiciye gösteren bir saç ve makyajla sahnedeydi. Bu fiziksel görünüş oyun boyunca değişmedi. Yani izleyici, karakteri her döneminde yaş almış hâliyle gördü. Aliye Berger’in tüm normlara karşı çıkan ve kendi doğrularının peşinden giden tavrının, onu her yaşında istediği gibi giyinen, konuşan ve yaşayan bir insan yaptığını fark ettikten sonra pek yadırgamadan izledim.

Hayati Çitaklar’ın yazdığı metinde oyun tek kişilik olarak kurgulanmış. Aliye Berger’in etrafındaki insanların görseller ve dış seslerle sahnede mevcudiyet göstermesi düşünülmüş. Fakat Ahmet Somers rejisiyle sahnelenen oyunda ise çok oyunculu bir sahneleme tercihi yapılmış. Bence güzel de olmuş. Oyunda Aliye Berger’in dostları arasında Ara Güler, Metin Erksan, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi önemli isimler var. Bunları sahnede canlandırılan kanlı canlı bir karakter olarak görmek veya bir tezahür olarak yalnızca isimlerinin geçmesi bile keyif verici.

Alyoşa özetle bir yandan hayat mücadelesini vermeye çalışırken bir yandan da çok sevdiği resimlerini yapmaya devam eden Aliye Berger’in yaşamını konu alıyor. Resimle yolunun kesişmesi ve sonrasında elde ettiği başarıların yanında hayatına giren erkeklerle yaşadıkları onu küçük bir çocukken de yaşını almış bir kadınken de etrafındaki herkesten farklı kılıyor. Bunu kesinlikle narsist bir tavırda hissettirmiyor. Bilakis o hayatındaki insanları ve şeyleri çok seviyor. Renk renk kıyafetlerini, gecelerini verdiği resimlerini, hayatına giren erkekleri. Etrafındaki seslere kulaklarını kapatarak tüm mücadelesini bunlar için veriyor. Onu her döneminde akranlarından farklı bir konuma koyan da mücadelesini verdiği şeylerin sonuçlarına katlanıyor olması. Yani her şeye rağmen sınırlarını kendi çizdiği, kurallarını kendi koyduğu hayatı yaşaması.

Edinebilirsem yakın bir zamanda oyun metnini de okuyup, tek kişilik kurgusunu görmek isterim. Aliye Berger’in kendi ağzından bir sözle bu günlüğü bitirmiş olayım.

Aslında tüm çaba, hiçbir şey yapmadan ölmemek için.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Hayati Çitaklar
Yöneten: Ahmet Somers
Dekor Tasarımı: Behlüldane Tor
Oynayanlar: Seray Gözler, Asuman Çakır, Erhan Tuna, M. Coşkun Ülgen, Melike Durak Aras, Gözde Yıldırım, Onur Somay, Şebnem Bilgeer
Süre: 1 saat 30 dakika (tek perde)