İzledim: Antabus

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.

Antabus, Tatbikat Sahnesi’nde izlediğim ikinci oyun oldu. İlk oyun Erdal Beşikçioğlu’nun oynadığı Bir Delinin Hatıra Defteri idi. Onunla ilgili yazdığım uzunca günlük buradan okunabilir. O oyundan sonra Tatbikat Sahnesi’nde tekrar oyun izlemek hep aklımda vardı. Açıkçası Ankara’daki Tatbikat Sahnesi’nde oynanan Mezarsız Ölüler oyununun fotoğraflarını gördüğümden beri oyunla ilgili bir merak var içimde. İstanbul’a o oyun gelse diye beklerken, Antabus’un tanıtımını gördüm.

Bir Delinin Hatıra Defteri’ni izlerken ister istemez aynı salonda farklı dekora sahip bir oyunun nasıl sahneleneceğini merak etmiştim. Çünkü salon koltukları alışık olduğumuz sahnelerdekiler gibi değil, birbirinden bağımsız bir yapıda. Sahne alanı için de ayrıca bir yükselti olmayınca, acaba her oyun için farklı bir koltuk yerleşimi mi yapılması düşünülüyor diye aklımdan geçirmiştim. Nitekim de Antabus’ta öyle olduğunu gördüm. Zaten oyunda bir farklılık olduğunu henüz bilet satın alma aşamasındayken anlayabiliyorsunuz. Koltuk seçimi esnasında aşağıdaki gibi bir görüntü ile karşılaştım. Tek numaralı koltukların sahneye daha hakim olduğunu düşünerek, aslında ne ile karşılacağımı pek de tahmin edemeyerek biletimi tek numaralı koltuklardan aldım.

antabus_sahne

Oyun saati yaklaşınca, kapılar açıldı ve meraklı kalabalık olarak sahneye girmeye başladık. Sahneye girdiğimizde kimse ilk başlarda nereye oturacağını pek kestiremedi. Çünkü sahnenin dört bir tarafında dekor unsurları vardı ve nereye oturulursa oturulsun diğer kısımlar görüş alanımızın dışında olacaktı. Oyunun başlamasına dakikalar kala herkes tahmin yürütmeye başlamıştı oyunun sahnenin neresinden başlayacağına dair. Salon ışıkları kapatılıp, oyun müziği çalmaya başladığında seyircilerde oluşan meraka ve şaşkınlığa tekrar şahit olmak için bile oyunu ikinci defa izleyebilirim. Hep beraber salonu gözden geçiriyor, bir hareket bekliyorduk. Derken Nihal Yalçın, benim tahmin ettiğimin tam aksi bir yönde oyununa başladı.

Tek kişilik olan oyunda Nihal Yalçın, Leyla Taşçı karakteri ile karşımıza çıkıyor. Hayalini kurduğu İstanbul’a ailesi ile birlikte bir kamyonetin kasasında gelen Leyla, daha İstanbul sınırlara girdiği ilk andan itibaren hayal kırıklıkları yaşamaya başlıyor. Bir konfeksiyon atölyesinde çalışmaya başlayan Leyla’nın hayatı bir şekilde yolunun kesiştiği erkekler tarafından her gün daha da dayanılmaz bir hal alıyor. Oyun tanıtımında da yazdığı gibi Leyla evlat oluyor, kardeş oluyor, eş oluyor, anne oluyor, kendinden başka her şey oluyor oyun boyunca. Evlat ve kardeşken baba evinde gördüğü baskı ve şiddetten uzaklaşmak isteyip, evlenmeye karar veriyor Leyla. Fakat ne var ki hayatına öyle çok da fazla bir değişiklik getirmiyor Leyla’nın bu evlilik. Aksine bir de üstüne bakmakla yükümlü olduğu  çocuklarının sorumlulukları yükleniyor. Tüm bu yüklerin altında ezilen Leyla, ilaçlarla kendini, ailesini ve hayatını düzene sokmaya çalışıyor.

Nihal Yalçın’ı bu oyundan önce bir filmde ve bir dizide izlemiştim. Açıkçası böyle bir performans ile karşılaşacağımı beklemiyordum oyun öncesinde. Oyun arasız olarak bir buçuk saatten fazla sürüyor. Herhangi bir dekor değişimi de olmadığı için bu sürenin neredeyse tamamında Nihal Yalçın sahnede Leyla Taşçı’nın yaşadıklarını bize anlatmaya devam ediyor.

antabus_hatira

İlk defa bu şekilde farklı bir oyun izleme deneyimi yaşadım. İzleyiciler olarak oyunun akışına göre koltuğumuzda dönerek Leyla Taşçı’nın hayatını yakalamaya çalıştık. Bu oyunla beraber Tatbikat Sahnesi’nden beni kendisine hayran bırakmadan, üstüne saatlerce düşünmeden edemeyeceğim oyunlar çıkmayacağına olan inancım daha da güçlendi. Elbette ismini bilmediğimiz tüm ekibin de katkısı çok büyüktür oyunlara ama ben bundan sonra bu oyunun da genel sanat yönetmenliğini üstlenen Erdal Beşikçioğlu’nun elinin değdiği tüm işleri elimden geldiği kadar takip etmek istiyorum. Tatbikat Sahnesi Ankara’dayken bu pek mümkün gözükmüyordu. Birçok defa gitmek istememe rağmen gidememiştim. Onların üstüne İstanbul Tatbikat Sahnesi iki oyununda da ilaç gibi geldi diyebilirim. Umarım Ankara’da sahnelenen oyunlar da İstanbul’a gelir de çok daha fazla kaliteli oyun izlemiş oluruz İstanbul’daki tiyatro severler olarak. Sanıyorum aynı durum Ankara’daki izleyiciler için de geçerlidir. Şu dönemlerde eminim ki birçok izleyici Bir Delinin Hatıra Defteri’nin tekrar Ankara’da sahneye konulmasını istiyordur.

Tatbikat Sahnesi geçtiğimiz günlerde birinci yaşını kutlamış. Günlüğü bitirirken ben de yeni yaşlarını kutlamış olayım. Nice tiyatro dolu senelere Tatbikat Sahnesi.