İzledim: Dünyanın En Güzel Arabistanı

Yaklaşık okuma süresi: 6 dakika Ekip Tiyatrosu‘nun Dünyanın En Güzel Arabistanı oyununu bir cumartesi akşamı Özgür Hanım‘la birlikte Moda Sahnesi‘nde izledik. Ben de bu vesileyle daha önce Shakespeare ile Düşünmek seminerleri için bol bol yolumun düştüğü Moda Sahnesi’nin stüdyosunda ikinci defa oyun izlemiş oldum. İlki günlüklerde her fırsatta dile getirdiğim, geçen sezonun en beğendiğim oyunu olan Nezaket Erden’in tek kişilik performansı Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit‘ti. Moda Sahnesi’nin stüdyosuna konuk olan oyunlardan izleyicinin beğenisini kazanarak öne çıkanların mutat bir süreci oluyor benim gözlemlediğim kadarıyla. Oyun önce stüdyoya konuk oluyor. İzleyici tarafından sevildikçe, ek temsiller konulmaya başlanıyor. Fakat bir zaman sonra stüdyonun koltuk kapasitesi talebi karşılamıyor ve oyun büyük salonda temsillerine devam ediyor. Bu sürecin özellikle oyunları sahneleyen tiyatro ekipleri açısından oldukça keyifli ve motive edici olduğunu düşünüyorum. Misal, Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit artık büyük salonda oynuyor ve bu sayede bir temsilde çok daha fazla kişiye dokunabiliyor. Yanlış hatırlamıyorsam Seyyar Sahne’nin Oğuz Atay’ın aynı isimli romanından uyarladığı Tehlikeli Oyunlar da önce stüdyoda sahnelenmeye başlamış, daha sonra büyük salona geçmişti. Tüm bunlardan aslında bir temenni için söz ettim. Dünyanın En Güzel Arabistanı’nın da bir gün büyük salonda oynaması temennisi için.

Dünyanın En Güzel Arabistanı, Turgut Uyar‘ın 1959 yılında bugün yayın hayatına devam etmeyen Açık Oturum Yayınları‘ndan çıkan bir şiir kitabı. Kitapta arasında Göğe Bakma Durağı, Geyikli Gece, Büyük Ev Ablukada, Tel Cambazının Tel Üstündeki Durumunu Anlatır Şiirdir gibi Turgut Uyar’ın görece en bilinen şiirlerinin de yer aldığı 31 şiiri bulunuyor. Kitap daha önce şairin diğer kitaplarının yanında Can Yayınları tarafından, yayınevinin klasik beyaz kapak tasarımıyla basılmış. Fakat Turgut Uyar eserlerinin yayın hakları Yapı Kredi Yayınları‘na geçince Dünyanın En Güzel Arabistanı ayrı bir kitap olarak mevcudiyet gösterememiş, şairin bütün şiirlerinin yer aldığı Büyük Saat kitabında kendisine yer bulabilmiş. Ta ki 2016 senesine kadar. 2016’nın mart ayında Yapı Kredi Yayınları, Dünyanın En Güzel Arabistanı kitabını Açık Oturum Yayınları’ndan çıkan ilk baskısının kapağına çok yakın bir kapak tasarımıyla yeniden bastı. Haberdar olunca ilk fırsatta edinip okumaya çalıştığım kitap böylece Ekip Tiyatrosu’nun oyununu izlemeden önce Özgür Hanım’la bana bir ön okuma imkânı sunmuş oldu.

Oyun Cem Uslu‘nun tek kişilik performansıyla sahneleniyor. Metni düzenleyen ve tiyatro sahnesine de uyarlayan yine kendisi. Oyunu yöneten ve Cem Uslu’nun deyişiyle oyunu klasik bir şiir okumasından etkileyici bir anlatıya eviren ise Mirza Metin.

Oyun kitaptaki Akçaburgazlı Yekta’nın Mahkeme Kararını Aldığında Söylediği Mezmurdurİki Dalga Katı Arasında Yapacağını Şaşıran Akçaburgazlı Yekta’nın Söylediği Mezmurdur ve Akçaburgazlı Yekta’nın Yalnızlığına Kara Taştan Tapınak Kurduğunda Söylediği Mezmurdur şiirlerindeki Akçaburgazlı Yekta karakterinin hikâyesi üzerinden şekilleniyor. Onun serencamını kitaptaki diğer şiirlerle harmanlayarak oynuyor Cem Uslu. Zaten daha henüz başında, yalnızca isimlerine bakılarak bile her biri birer öykü doluluğunda olan bu şiirlerden çıkacak olan anlatının alışılagelmiş bir şey olmayacağı tahmin edilebiliyor. Tabii biz oyuna gittiğimizde nasıl bir şeyle karşılaşacağımızı pek bilmiyorduk. Oyunun hiçbir tanıtımında Yekta karakteri etrafında bir seyir izleneceğine dair ipucu yoktu. Henüz salona girip izleyiciler koltuklarına oturmadan başladı oyun. Yekta izleyicileri buyur etti hayatına ve sonra başladı anlatmaya. Zaman zaman coşkulu zaman sakince ama istisnasız yeniden yaşayarak her anını.

Önce onların yanında çok iyi yüz gördüm.

Alıştığımız şiir biçeminde bir metin olsa konusu hakkında çok daha net bir şeyler söylemek mümkün olabilirdi belki. Fakat bu dolu dolu hâliyle Yekta, Gülbeyaz ve Sinan karakterleri arasında geçen dostluk, sevgi, ihanet ve intikam konularının işlendiği şiirsel bir anlatı olarak özetleyebilirim yalnızca. Cem Uslu oyun metnini düzenlerken kitapta yer alan diğer şiirlerden çokça faydalanmış. Bunları doğru bir sıraya koyarak aslında Yekta’nın hikâyesinde geçmemesine rağmen onunla aynı dertlere sahip karakterlerle onu bir bütün hâline getirmiş. Yekta’nın hikâyesini kendi ağzından dinlerken kesinlikle diğer şiirlerin eklendiği yerler göze batmıyor, alakasız gelmiyor. Bu konuyla ilgili olarak Cem Uslu Açık Radyo’da katıldığı bir söyleşide, Akçaburgazlı Yekta’nın tek bir karakter olmadığını, diğer şiirlerde ismi geçmese de benzer ruh hâlleriyle Turgut Uyar’ın kaleminde var olduğundan bahsetmiş. Aslında ne kadar doğru bir tespit olduğunu oyun gösteriyor.

Oyunu izlemeden önce birkaç olumsuz eleştiriye rastlamıştım. Göğe Bakma Durağı gibi dönemin popüler bir şiirinin oyunda kullanılmasının, oyunun popüler olanın arkasına saklanması ve buradan kendisine bir çıkar sağlaması gibi bir özeti vardı. Bunu objektif bir gözle inceleyip oyunu izledikten sonra maalesef katılamadım. Zaman zaman, özellikle daha meraklı ve ilgili bir izleyici kitlesine -hâliyle daha küçük bir kitle- hitap eden oyunlarda popüler bir unsur gördüğümüzde kabullenemeyip taşlayabiliyoruz. Fakat bu oyun özelinde bakarsak, oyunun ismi zaten doğrudan kitabın adı ve Göğe Bakma Durağı da bu kitabın içerisinde yer alan bir şiir. Bir film veya dizide bu şiirin kullanılması onu olduğundan fazla kıymetli yapmayacağı için değerinden de bir şey kaybettirmez diye düşünüyorum. Bence söz konusu şiir de oyunun çok doğru bir anında konu bütünlüğünü devam ettirecek bir şekilde kullanılmış.

Sonra yanılgan insanlığım başladı.

Oyunun sahne tasarımı daha önce Tiyatro Evi’nin Ayrılık ve Hemzemin Tiyatro’nun Bi Parça Plastik oyunlarında sahne tasarımlarını gördüğüm Başak Özdoğan‘a ait. Üç oyun arasında en beğendiğim sahne tasarımı bu oldu. Diğer iki tasarımın -özellikle Bi Parça Plastik’in- kendi içerisinde incelikleri ve üstüne kafa yorulmuş detayları olmasına rağmen ikisi de bir ev içinin yansımasıydı. Fakat Dünyanın En Güzel Arabistanı konusu itibarıyla durağan değil süren bir hikâyenin aşamalarını izleyiciye gösteriyor. Bu nedenle sahnede Yekta’nın hayatına dokunan evlerden, kişilerden ve eşyalardan tanıdık nesneler vardı. Bunlar Yekta’nın başından geçenlerle birlikte izleyiciye oyun süresince kronolojik bir yol çizdi.

Üslubu ve sahne tasarımıyla beğendiğimiz bir oyun oldu Ekip Tiyatrosu’nun Dünyanın En Güzel Arabistanı. Başta söylediğimi tekrarlayarak bitireyim. Umarım en kısa sürede Moda Sahnesi’nin büyük salonunda oynamaya ve daha çok kişiye dokunmaya başlar. Böyle emek emek yapılan işlerin yolu açık, izleyicisi çok olsun.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Turgut Uyar
Yöneten: Mirza Metin
Sahne Tasarımı: Başak Özdoğan
Metni Düzenleyen ve Oynayan: Cem Uslu
Süre: 1 saat 10 dakika (tek perde)