İzledim: Romeo ve Juliet

Yaklaşık okuma süresi: 6 dk.İstanbul Devlet Tiyatrosu‘nun bu sezon Dejan Projkovski yönetmenliğinde sahnelemeye başladığı William Shakespeare‘in Romeo ve Juliet oyununu dün akşam Üsküdar Tekel Sahnesi‘nde izledim. Bu Romeo ve Juliet’i sahnede ikinci izleyişim oldu. İlki geçtiğimiz sene aralık ayında Nilüfer Belediyesi Tiyatro’nun Serdar Biliş yönetmenliğinde sahneye koyduğu oyundu. Hem uyarlama tercihleri hem de oyun içerisinde yerleştirilen yerel motiflerin kullanımı açısından epey ilginç bulduğum oyundan sonra İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun oyunu da sahneleme tercihleriyle beni şaşırtmak konusunda ondan aşağı kalmadı. Oyunun konusundan daha önce uzun uzadıya bahsetmiştim. Çok fazla tekrar düşmeden kısaca özetlemeye çalışacak olursam oyunda birbirine düşman iki aile yer alıyor, Montegueler ve Capuletler. Capulet’lerin oğlu Romeo […]

Devamı  


Yeni Sezon Başlarken

Yaklaşık okuma süresi: 2 dk.Yeni sezon başlıyor. Önceki sezon için aynı yazıyı yazdığım gün, dün gibi aklımda. Üstünden 50’e yakın oyun, birçok farklı tiyatro, sahne, yazar, yönetmen ve oyuncu geçmiş. Ekim ayı için seyir programımı sezona güzel bir başlangıç yapmak adına ince eleyip sık dokuyarak oluşturdum. Programı oluştururken Shakespeare‘i gözetmedim dersem yalan olur. Moda Sahnesi ve Altıdan Sonra Tiyatro‘dan iki Shakespeare yapımı izleyeceğim ay içerisinde. Bunların yanında geçtiğimiz sezonlarda izlemek isteyip de programını kendime uydurmayı beceremediğim İstanbul Şehir Tiyatroları‘nın Oyunun Oyunu ve Kadıköy Emek Tiyatrosu‘nun Sadece Diktatör oyunlarıyla birlikte İstanbul Devlet Tiyatrosu‘nun bu sezon sahnelemeye başlayacağı Nehrin Solgun Yüzü oyununu izlemeyi planlıyorum. Tabii her şey yolunda […]

Devamı  


İzledim: Sessizliğin İçinden

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.Sessizliğin İçinden oyununu geçtiğimiz sezondan bu yana fırsatını bulup izlemek için takip ediyordum. Fakat İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunlarının büyük bir çoğunluğu sezon içerisinde belli başlı sahnelerde oynanıyor. Bazı oyunlar bazı sahnelere hiç uğramadan sezonu bitiriyor. Bu nedenle Sessizliğin İçinden ve benzeri birkaç oyunu izleme imkanım olan salonlara gelmediği için izleyemiyorum. Bu oyunu izlemem ise biraz beklenmedik şekilde oldu. Oyunu izlediğim tarihte Kozyatağı Kültür Merkezi‘ndeki salonda Sevgili Hayat oyunu oynanacaktı. Oyuncu rahatsızlığı nedeniyle o oyun iptal olunca yerine Sessizliğin İçinden’in sahneleneceği duyuruldu. Öylelikle ben de bir gün öncesinden biletimi alıp, ertesi gün oyunu izlemiş oldum. Mark Medoff‘un kaleme aldığı oyun işitme engellilere […]

Devamı  


İzledim: Tersine Dünya

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.Tersine Dünya bu sezon Devlet Tiyatroları‘nda izlediğim ikinci oyun oldu. İlki Ekim ayında Üsküdar Tekel Sahnesi’nde izlediğim Erkek Parkı oyunuydu. Tersine Dünya’yı annemle birlikte Kozyatağı Kültür Merkezi‘ndeki Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi‘nde izledik. Oyun geçtiğimiz sene Kasım ayında Devlet Tiyatroları’nda prömiyer yapmış. Yine ona yakın zamanlarda Nilüfer Belediyesi Tiyatro da Engin Alkan yönetmenliğinde sahneye koymuş aynı oyunu. İstanbul’a turneye geldiklerinde Moda Sahnesi’nde afişlerine rastlıyordum. Uzun zamandır gözümün önünde olan bir oyun olmasına rağmen bu ay izleme fırsatı bulabildim. Tersine Dünya, Orhan Kemal‘in 1968 yılında çeşitli dergilerde dizi şeklinde yayınladığı ancak vefatından sonra kitap olarak basılan aynı adlı romanından sahneye […]

Devamı  


İzledim: Erkek Parkı

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk.Bu ay yeni sezon münasebeti ile benim için ilkler ayı oldu. Erkek Parkı da bu sezon İstanbul Devlet Tiyatroları‘nda izlediğim ilk oyun oldu. Üsküdar’daki Tekel Sahnesi‘nde izledim oyunu. Üsküdar Tekel ve aynı binada bulunan Stüdyo Sahne’de sahnelenen oyunları olabildiğince ön sıralardan izlemeye çalışıyorum. Bu iki sahnede de alıştığımız, bildiğimiz sahnelerden biraz farklı. Oyunların oynandığı sahnenin kendine ait bir yüksekliği yok. Yani oyuncular birinci sıradaki koltuklarda oyunu izleyen izleyiciler ile aynı zemine ayak basıyor. Bu durum arka sıralarda oyunu izleyen izleyiciler için sahneyi görebilme açısından biraz sorun olsa da ön sıralarda doğru gidildikçe oyundan alınan keyfi katlıyor. Oyuncu ile aynı sahneye ayak […]

Devamı  


İzledim: İkinci Bölüm

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk.İstanbul Devlet Tiyatrosu‘nun İkinci Bölüm oyununu, Kozyatağı Kültür Merkezi‘ndeki Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi‘nde izledim. Geçtiğimiz sezonlarda Devlet Tiyatrosu sahneleri ile birlikte en fazla gittiğim sahnelerdendi burası. Bu sene Devlet Tiyatroları oyunlarının da bu sahnede oynanacağını öğrenince sezon içerisinde çok daha fazla yolumun düşeceğini düşünmüştüm. Fakat pek öyle olmadı. Hem Devlet Tiyatroları’nda izlemek istediğim oyunların bu sahneye gelmemesi hem de bu sezonki oyun tercihlerimi İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun domine etmesinden dolayı İkinci Bölüm oyunu ile birlikte bu sezon üç defa oyun izleyebildim bu sahnede. Diğer ikisi ise Dostlar Tiyatrosu’nun Ben Bertolt Brecht ve yine İstanbul Devlet Tiyatorosu’nun Erkek Arkadaş oyunları. Son […]

Devamı  


İzledim: Medea Kali

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunu Medea Kali‘yi Üsküdar Tekel Sahnesi‘nde izleme fırsatı buldum. Oyunu programda ilk gördüğümde göz alıcı dekoru ve kostümleri ile birlikte ekibinin içerisinde Musa Uzunlar‘ın olması dikkatimi çekmişti. Kendisini daha önce oynadığı birkaç tiyatro oyunu ve televizyon dizisinden simaen tanıyorum. Oyunculuğunu ve oynadığı karakterleri de beğendiğim için izlemek istedim. Fakat oyun öncesinde düşündüğümden bambaşka bir performans ile beraber Zeynep Utku‘yu tanımış oldum oyun günü. Oyun Medusa, Medea ve Kali mitolojik karakterlerinin hikayesini tek bir kadın özelinde bütünleştirerek anlatıyor. Oyun öncesinde bu karakterler hakkında pek fazla bilgim yoktu. O yüzden oyunu izlerken zaman zaman anlamakta zorlandığım sahneler olsa da oyunun beni etkisi altına almasına […]

Devamı  


İzledim: Erkek Arkadaş

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.Ulaşım kolaylığı açısından İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunlarını genellikle Anadolu Yakası’nda Üsküdar’daki Tekel ve Stüdyo sahnelerinde, Avrupa Yakası’nda ise Şişli’deki Cevahir sahnelerinde izleyebiliyorum. Kozyatağı Kültür Merkezi‘nin bu sezon İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunlarına ev sahipliği yapacağını ilk duyduğumda pek sevinmiştim açıkçası. Kültür merkezi içerisindeki Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi’ne daha önce birçok kereler gidip, oyunlar izledim. Hem benim özelimde ulaşım açısından kolay olduğu için hem de her ne kadar büyük bir fuaye eksiği olsa da izleyiş konforu açısından sık sık tercih ettiğim bir sahne. Fakat sezon başında düşündüğüm kadar oyun henüz izleyemedim Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesi‘nde. Özel tiyatroların ve belediyeye ait […]

Devamı  


İzledim: #Cehennem

Yaklaşık okuma süresi: 2 dk.Konusu bakımından Devlet Tiyatroları’nda şimdiye kadar izlediğim en ilginç oyun, Cehennem. Bir o kadar da izlerken anlamakta zorlandığım. Oyunun tanıtım metnini okuyunca bilim kurgu öğeleri içeren bir cehennem tasviri hayal ettim ve sahnede de neredeyse bunu göreceğimden emin olarak gittim oyuna. Fakat oyunun ilk dakikalarından itibaren anladım pek öyle olmadığını. Cehennem, bir pedofili soruşturması üzerinden, alışılmışın dışında bir dünya sunuyor izleyiciye. Eğitimin, sağlığın, eğlencenin sanallaştığı bir dünya. İnsanların kendilerine ait oluşturdukları sanal ortamlarının kimliklerinin yerini aldığı, belki de uzak geleceğin kaçınılmaz felaket senaryosu. Böyle bir dünya içerisinde bilişim suçları ile ilgilenen uzman bir ekibin adı Cehennem. Oyunun konusu bilim kurgu olunca ister […]

Devamı  


İzledim: 57. Alay

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk.57. Alay bu sezon Cevahir Sahnesi’nde izlediğim ilk oyun oldu. Geçen sezon sahnelenmeye başlanan oyunun birçok yerde temsil duyurusunu görmüş fakat önceliğim farklı oyunlar olduğu için izleyememiştim. Çoğu kişinin Mustafa Kemal Atatürk’ün “ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözü ile hatırlayacağı, Çanakkale Savaşı’nda önemli bir yer tutan 57. Alay’ın hikayesi anlatılıyor oyunda. Oyunun belli bir hikaye akışı olması ile birlikte hüzünlü bir müzikal havasında geçiyor yaklaşık 2 saat. Cephedeki askerlerin bugün olmazsa yarın elbet bu savaşta can vereceklerini bilerek, kısıtlı imkanları ile düşmana karşı koymaları, cepheye gelirken arkalarında bıraktıkları hayatlarına duydukları özlem ve yollarını bekleyenlerin hüzünlü bekleyişi izleyicilere çok hisli […]

Devamı