İzledim: Erkek Parkı

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk. Bu ay yeni sezon münasebeti ile benim için ilkler ayı oldu. Erkek Parkı da bu sezon İstanbul Devlet Tiyatroları‘nda izlediğim ilk oyun oldu. Üsküdar’daki Tekel Sahnesi‘nde izledim oyunu.

Üsküdar Tekel ve aynı binada bulunan Stüdyo Sahne’de sahnelenen oyunları olabildiğince ön sıralardan izlemeye çalışıyorum. Bu iki sahnede de alıştığımız, bildiğimiz sahnelerden biraz farklı. Oyunların oynandığı sahnenin kendine ait bir yüksekliği yok. Yani oyuncular birinci sıradaki koltuklarda oyunu izleyen izleyiciler ile aynı zemine ayak basıyor. Bu durum arka sıralarda oyunu izleyen izleyiciler için sahneyi görebilme açısından biraz sorun olsa da ön sıralarda doğru gidildikçe oyundan alınan keyfi katlıyor. Oyuncu ile aynı sahneye ayak basmak hem fiziksel hem de ruhsal olarak sizi oyunun içerisindeymiş gibi hissettiriyor. Tiyatro izlemeyi hayatımın içerisine dahil ettiğim ilk zamanlarda en fazla oyun izlediğim yer olan Üsküdar’daki sahnelerin benim izleyici olarak kişisel tiyatro geçmişimde ayrı bir yeri var.

erkek_parki_tiyatro_oyunu_2

Erkek Parkı, genç nesil Alman yazarlardan, Kristof Magnusson‘un bir oyunu. Oyun, eşlerinin alışveriş isteklerinden bunalan üç arkadaşın (İlkay Akdağlı, Süleyman Atanısev, Burak Kahraman) bir alışveriş merkezinin kazan dairesini kendileri için bir yaşam alanı haline getirmelerini konu alıyor. Hafta sonları, işlerinden arta kalan zamanlarda eşleri ile beraber alışveriş merkezine gelen üç kafadar arkadaş, bir süre sonra eşlerini mağaza vitrinlerine bakarken atlatarak alışveriş merkezinin kazan dairesinde buluşuyorlar. Kendi isteklerine göre dayayıp döşedikleri, ihtiyaç duyabilecekleri tüm gıda ve eğlence malzemelerini barındıran bu ufak alan üç arkadaşın kafa dinleme odası oluyor.

Derken bu üçlüye tesadüfen kazan dairesini keşfeden dördüncü bir erkek (Ali Çelik) katılıyor. Onun katılımıyla birlikte üç erkeğin o güne kadar kurdukları düzen kendileri dahi farkına varmadan bozuluyor. Çünkü üç kafadar eşleri ile süren mutlu evlilikleri devam ederken yalnızca alışveriş eyleminden sıkıldıkları için bir araya geliyorlar. Fakat aralarına yeni katılan erkeğin durumu onlardan farklı, o eşinden boşanmayı planlıyor. Hali ile ondan uzak kalmak için de kazan dairesinde çok daha fazla vakit geçirmeye başlıyor. Hırslarına yenik düşen diğer erkekler de onun gibi mahzen dedikleri bu kazan dairesinde çok daha fazla zaman geçirmenin, eşlerini daha çabuk atlatmanın planlarını yapıyorlar.

erkek_parki_tiyatro_oyunu_3

Oyunu izlemeden önce oyunun alışveriş merkezi kültürü üzerine bir eleştiri olacağını tahmin ediyordum. Ne oyunu, ne de hakkında yazılanları pek okumadan gittim oyuna. Oyun öncesi kendimi sert bir eleştiriye hazırladığım için oyunun derdini anlatışı benim üzerimde pek etki bırakmadı. Bu nedenle oyundan bir hayli hayal kırıklığı ile çıktım. Oyunu izlememin üzerinden bir haftadan fazla zaman geçmesine rağmen o yüzden yeni yeni bir şeyler yazabiliyorum hakkında.

Kişisel olarak oyunda anlatılana olabildiğince uzak bir yaşam sürmeye çabalıyorum. Oyunda da zaman zaman değinilen, sakin ve hissiyatlı yaşamak konusu üzerine eğiliyorum elimden geldiğince. Oyun elbette sıkı bir eleştiri. Fakat bu konu üzerine biraz olsun kafa yormuşsanız oyunda yapılan eleştiri sizin için cılız kalabiliyor. Böyle durumlarda oyunu adeta muhayyilenizle bir çekişme içerisine sokuyorsunuz. Sahnede kendi hayal ettiğinizden daha fazlasını görmek istiyorsunuz. Sonuç aksi olduğunda yaşanacak hayal kırıklığı da kaçınılmaz oluyor.

Oyun, meraklısı için İstanbul Devlet Tiyatroları’nda sahnelenmeye devam ediyor.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Kristof Magnusson
Çeviren: Sibel Arslan Yeşilay
Yöneten: Saydam Yeniay
Oyuncular: İlkay Akdağlı, Süleyman Atanısev, Burak Kahraman, Ali Çelik