İzledim: Giydirici

Yaklaşık okuma süresi: 6 dk.İstanbul Devlet Tiyatrosu‘nun Giydirici oyununu dün akşam annemle birlikte Kozyatağı Kültür Merkezi‘nde izledim. Esasen Giydirici’yi izlemek için ilk niyetlenmem bu değil. Geçtiğimiz sezon nisan ayında oyunun yine aynı sahnedeki temsiline bilet almıştım fakat oyuncu rahatsızlığından dolayı oyun iptal edilmişti. Bir sene sonra yeniden oyun programında kendime uygun bir temsil denk getirebildim. Giydirici, Ronald Harwood‘un kaleme aldığı bir oyun. Orijinal ismiyle Dresser. Harwood bu oyunu kendi yaşamında öneme sahip olan bir süreç üzerinden hikâye ederek kurmuş. Harwood tiyatro yaşantısının hemen başında, Shakespeare Company kumpanyasında Sir Donald Wolfit‘in beş sene boyunca kişisel giydiriciliğini yapmış. Tiyatro serüveni içinde kilometre taşı sayılabilecek bir dönemi önce oyunlaştırıp daha sonra […]

Devamı  


İzledim: Torun İstiyorum

Yaklaşık okuma süresi: 5 dk.Tesadüftür ki sezonun henüz başında izlediğim ilk iki oyun çok yakın zamanlarda prömiyerlerini yapmış oyunlardı. İlki İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki Saadet Hanım‘dı. İkincisi ise Moda Sahnesi‘nin sahneye koyduğu Torun İstiyorum oldu. Oyunu geçtiğimiz hafta sonu matine gösteriminde Özgür Hanım‘la birlikte izledik. Moda Sahnesi’nin sahneye koyduğu özellikle Shakespeare oyunları çeşitli çevrelerce oyunların farklı sahnelemeleri ile kıyaslanıyor. Onlara pek benzemediği için zaman zaman ağır bir dille eleştiriliyor. En çok da “yerelleştirme” konusunda. Risale okuyan bir Ophelia veya Doğu şivesi ile konuşan bir Nick Bottom, Shakespeare oyunlarını bugüne kadar alışılagelmiş sahnelemelerden izlemiş izleyicilerin ön yargısına maruz kalabiliyor. Buna kendim de şahit oldum. Farklı bir sahnenin fuayesinde oyunun […]

Devamı