Ferhan Şensoy ve Ferhangi Şeyler Üzerine Birkaç Şey

Yaklaşık okuma süresi: 6 dk.

Ferhangi Şeyler’i ilk defa 2014’ün Mayıs ayında Kozyatağı Kültür Merkezi’nde izlemiştim. Geçtiğimiz hafta ikinci defa izleme fırsatı buldum. Yine Anadolu Yakası’nda, bu sefer Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde. Oyun ile ilgili bir şeyler yazıp yazmama konusunda karasızdım. Oyun içeriği ile ilgili ilk oyunu izledikten sonra yazdığım günlüktekilere benzer şeyler yazmamak için bu günlüğün konusunu Ferhan Şensoy ve Ferhangi Şeyler üzerine birkaç şey olarak seçtim. Kısaca benim Ferhan Şensoy hikayem nasıl başladı ondan bahsedeceğim.

Tanışma

Ferhan Şensoy ile simaen tanışmam Pardon filmi ile oldu. Net olarak hatırlamamakla beraber 2008 yılı olduğunu düşünüyorum. Yani Pardon filmi çekildikten 3 sene sonra. Tabii o zamanlar Pardon’un aslında bir tiyatro oyunu olduğunu (Çok Tuhaf Soruşturma), ilk olarak 1998 yılında sahneye koyulduğunu, filmdeki ana karakterlerden neredeyse tamamının o oyunun kadrosunda da olduğunu bilmiyorum. Özellikle Ferhan Şensoy’un konuşma dili, kelimelerle oynayışı ve filmin hikayesi hoşuma gitmiş olacak ki o zamanlardan şimdiye kadar sayısız defa izlemişimdir Pardon’u. Artık neredeyse tüm repliklerini ezbere bilmeme rağmen açıp, kısacık bir bölüm izlediğimde de ilk izlediğimdeki keyfi alıyorum. Konusu açılmışken söyleyeyim filmdeki favori karakterimin İbrahim mi Muzaffer mi olduğu konusunda hala bir sonuca varabilmiş değilim. Neden şu anda beraber çalışmadıkları konusunda hiçbir bir bilgim olmamasına rağmen bir tiyatro izleyicisi olarak temennim Ferhan Şensoy ile Rasim Öztekin‘i aynı sahnede görebilmek.

pardon-film-afisi

Filmleri ve kitapları

Pardon’dan sonra Şans Kapıyı Kırınca, Son Ders: Aşk ve Üniversite ve Muhalif Başkan filmlerini izledim. Kitaplarını okumaya başlamam filmlerinden epey bir sonra oldu. İlk olarak Eşeğin Fikri (Bilgi Yayınevi) kitabını okudum. Daha sonra sırasıyla Kalemimin Sapını Gülle Donattım (Ortaoyuncular Yayınları), Başkaldıran Kurşun Kalem (Ortaoyuncular Yayınları), Hacı Komünist (Ortaoyuncular Yayınları), Elveda SSK (Ortaoyuncular Yayınları), İngilizce Bilmeden Hepinizi I Love You (Bilgi Yayınevi), Falınızda Rönesans Var (Ortaoyuncular Yayınları), Oteller Kitabı (Ortaoyuncular Yayınları), Kazancı Yokuşu (Ortaoyuncular Yayınları), Afitap’ın Kocası İstanbul (Ortaoyuncular Yayınları) ve Rum Memet (Ortaoyuncular Yayınları) kitaplarını okudum.

baskaldiran-kursun-kalem

Bu kitaplar dışında başladığım fakat henüz bitiremediğim Ferhantoloji (Bilgi Yayınevi) ve en son çıkan ve henüz satın almadığım Kedittin Direniş (Ortaoyuncular Yayınları) kitabı haricindeki hiçbir kitabı bulamıyorum. Üstte saydığım kitapların bir çoğunu da ya baskılarının son demlerinde ya da sahaflardan ikinci el olarak satın alabildim. Bulunamayan kitaplardan bazıları sahaflardan çıkabiliyor fakat onlar da sahafların nadir kitaplara uyguladıkları fahiş fiyat politikaları nedeniyle raflarda eskimeye bırakılıyor.

Bundan yaklaşık 3 ay önceydi sanırım. Ferhangi Şeyler yine Kozyatağı Kültür Merkezi’nde oynanacaktı. Oyun öncesinde kitap ve oyun satışı yapıldığını bildiğimden işten eve giderken yarım saat uğrar, bulamadığım bir kitap varsa oradan alırım diye düşündüm. Fakat gittiğimde yalnızca Rum Memet kitabını bulabildim aradıklarım arasında. Diğerlerine göre yakın bir zamanda çıktığı için Karagöz ile Boşverinbeni (Ortaoyuncular Yayınları, ilk baskı 2008) kitabını sordum kitap standındaki görevliye. Biraz da umutsuzca yakın bir zamanda baskısının yapılmadığını, eski kitapların yeni baskılarının çıkarılması planının olduğunu fakat belirlenmiş bir tarih olmadığını söyledi, gönülsüzce sahaflara yönlendirdi. O günden sonra ara sıra girip nadirkitap.com gibi ikinci el satış sitelerinden ufak araştırmalar yapıyorum fakat aradığım kitaplar birbirine çok ters yerlerden çıkıyor. En azından bir iki kitabı aynı yerden almak çabasındayım, fakat kitapların biri İzmir’deyese diğeri Van’da çıkıyor karşıma. Bu konu ile ilgili iz sürmelerim devam etmekte.

Ferhangi Şeyler ve diğer oyunları

Günlüğün başına tekrar dönecek olursam ilk Ferhangi Şeyler’i 2014 Mayıs’ında izledim. Onun günlüğü burada. O gün oyundan sonra Ferhan Şensoy’a, Başkaldıran Kurşun Kalem ve Hacı Komünist kitaplarımı imzalatma fırsatı bulmuştum. Kitapları imzalarken bir de soru soracak ufak bir vakit. Başkaldıran Kurşun Kalem kitabının kapağındaki n harfinin düzene aykırı olmasının alametifarikasını sormuştum. Tabii bu şekilde rahat rahat değil kelimeler boğazımda yumru olarak. Aynı soruyu muhtemelen daha önce yüzlerce kez cevaplamak zorunda kaldığı için biraz sıkılmış gibi gözükse de yine de kırmadan ufak bir espri ile cevaplamıştı.

Daha sonra Özgür Hanım‘la birlikte Kadıköy Halk Eğitim’de Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği’ni izledik. Ve son olarak geçtiğimiz hafta yine Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde Ferhangi Şeyler’i izledik Özgür Hanım’la. Ortalamaya vurulduğu zaman senede bir oyun gibi vasat bir sonuç çıkıyor ortaya. Bunun farkındayım fakat oyun bitiş saatinde Avrupa Yakası’ndan dönüş yolu fazla külfetli olacağı için Anadolu Yakası’daki oyunları kaçırmamaya çalışıyorum. Fakat Ses Tiyatrosu’nda da henüz bir oyun izleyememiş olmak içimde bir ukdedir.

Ferhan Şensoy’un içerisinde 19 adet oyunun olduğu bir set var halen satışı olan. Çok yakın tarihte oynadığı oyunlar yok tabii içerisinde. O seti almak istiyorum uzunca bir süredir. 19 oyun set olarak satıldığı gibi tek tek DVD olarak da satılıyor. Kutulu olarak satılmasından dolayı ve 19 oyunu tek tek almaya kalktığımda illa ki birkaçını bulamayacağımı düşündüğümden set halinde olanı tercih edeceğim gibi gözüküyor şu an için.

ferhan-sensoy-boxset

Sonuç

Ferhan Şensoy, okumaktan izlemekten çok fazla keyif aldığım diğer izleme fırsatı bulduğum tüm tiyatroculardan benim için ayrı bir yerde olan bir sanatçı. Bundan 20 sene sonra da karşısına geçip, istediğimi seçip izleyip, okuyabileceğim bir Ferhan Şensoy külliyatı oluşturmak istiyorum. Bazı aradıklarımı buluyorum bazılarını bulamıyorum ama sonuç için umutluyum. Bu süreçte de izleyebildiğim kadar sahnede canlı olarak izlemek istiyorum.

Neden bilmiyorum günlüğün sonunda Ferhan Şensoy’un Ferhangi Şeyler’in kapanışında söylediği bir cümle geldi aklıma. Ben de bu günlüğü onunla bitirmiş olayım.

Eda ettik biz bir yüzyılı, güzel olur belki bizden sonraki.