İzledim: Oksimoron “Erkek Aklı”

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika Tatbikat Sahnesi‘nin Oksimoron “Erkek Aklı” oyununu Baba Sahne‘de izledim. Tatbikat Sahnesi, Beşiktaş’taki sahnesini kapatıp oyunlarını UNIQ Hall’de başladığında bu yana zaruri olarak aramıza bir mesafe girdi. Yeni oyunlarını takip etme şansım olmuyor. Farklı sahnelere konuk olmalarını bekliyorum. Bu sezonun başında Gidion’un Düğümü oyunlarını da yine Baba Sahne’ye konuk olduklarında izleyebilmiştim.

Oksimoron, Tatbikat Sahnesi’nin Bir Delinin Hatıra Defteri’nden sonra sahneye koyduğu üçüncü tek kişilik oyunu. İkinci oyun Antabus‘tu. Fakat şu anda Tatbikat Sahnesi’nin internet sitesinde bu oyunla ilgili tek satır bilgi yok. Oyun zaten uzunca bir süredir Semaver Kumpanya repertuvarında yer alıyor ve Çevre Tiyatrosu’nda temsillerine devam ediyor. Orada da hiçbir şekilde Tatbikat Sahnesi’nin ve oyunun genel sanat yönetmeni Erdal Beşikçioğlu’nun ismi geçmiyor. Bir nevi oyun tiyatrolar arasında transfer edildi. Yine benzer bir şekilde Tatbikat Sahnesi’nin 2016 senesinde sahneye koyduğu Ceza Külliyesi oyunuyla ilgili olarak da bugün herhangi bir bilgiye ulaşmak mümkün değil. İzleyip buraya yazmamış olsam kendimden şüphe edeceğim. Merak ediyorum açıkçası, bir tiyatro oyunlarını neden gözden çıkartır? Bununla neyi amaçlamaktadır?

Oyunu Robert Dubac yazmış ve uzunca seneler kendisi oynamış. Tatbikat Sahnesi’nde ise Zeki Enes Akkan‘ın uyarlamasını Erdal Beçikçioğlu yönetmiş. Emre Karayel yaklaşık 1 saat 20 dakikalık tek kişilik bir performans sergiliyor Oksimoron ile.

Emre Karayel’in canlandırdığı Semih, kız arkadaşı Burcu‘dan kısa bir süre önce ayrılmış, daha doğrusu terk edilmiş bir karakter. Fakat henüz Semih için tüm kapılar kapanmış değil. Burcu bir süre sonra kendisini arayacağını ve ilişkilerinde yolunda gitmeyen konulara çözüm bulmasını istiyor kendisinden. O da bunun peşinde yer yer izleyici de konuya müdahil ederek bir arayışa başlıyor. Bu arayışta kadınlarla erkekler arasındaki düşünsel farklılıklardan, bunların biyolojik nedenlerine kadar birçok konuya değiniyor. Hem tek kişilik olmasından hem de konusunun buna çok müsait olmasından dolayı oyun bir güldürü havasında geçiyor. Ucu açık konular, izleyicilerle girilen diyaloglara ve  oyun esnasında izleyicilerin birbiriyle etkileşim hâlinde olmasına imkan tanıyor. Keyifli bir oyundu, sanmıyorum ki o akşam salondan hiç kimse Emre Karayel’in harikulade oyunculuğundan memnuniyetsiz ve oyundan tamamıyla mutsuz ayrılmış olsun.

Benim oyunla ilgili paylaşacağım tek olumsuz görüşüm bir zaman sonra kendisini tekrar ettiği hissini vermesine dair. Oyunun ilk bir saati dolu dolu geçiyor. İzleyici olarak oyunun konusuna, Semih’in derdine hakim oluyoruz. Yapması veya yapmaması gerekenler konusunda herkesin bir fikri oluşuyor. Fakat son yarım saate doğru, yani Semih karakteri başına gelenleri fark etmeye, olaylar arasında mukayeseler kurmaya başlayınca oyun fazlasıyla didaktik bir hâl alıyor. Oyunun o ana kadarki bir özeti gibi olmaya başlıyor. Bunun yanında kadın erkek ilişkileri hakkında yapılan çok temel genellemeler bir süre sonra oyunun başındaki tadı vermemeye başlıyor. Bir sahneden örnek vereyim mesela. Oyunun sonunda Semih, Burcu’dan telefon beklerken bir kız arkadaşı kendisini arayıp dışarıda eğlenmeye çağırıyor. Semih bunun üzerine izleyiciye dönüp “Gideyim mi?” diyor. “Git”, “gitme” sesleri arasından farklı bir ses duyuluyor: “Bize soruyorsan git zaten.” Bunun mizansen olup olmadığını bilmiyorum. Nihayetinde Ferhangi Şeyler oyununda Ferhan Şensoy’un “jeneratörünüz yok mu?” diye soran izleyiciye çektiği azarı gerçek sanan izleyici gibi olmak istemem. Ama bana asıl konu bu gibi geliyor. Genellemelerle ve çoğunlukla savunulan ortak fikirlerle hiçbir kadın erkek ilişkisinin sağlıklı yürüyemeyeceğini düşünüyorum.

Oyunun sahne tasarımını çok beğendim. Tatbikat Sahnesi’nin diğer oyunları gibi üzerine kafa yorulduğu, ufak oyunlardan ve sürpriz değişikliklerden okunuyor. Fakat sahne tasarımını kimin yaptığına dair bir bilgi göremedim hiçbir yerde.

Keyifli bir oyundu Oksimoron. Emre Karayel’i bu sayede sahnede izledim. Oyun Atölyesi’nde yoğun oynadığı oyunları maalesef izleyemedim. Henüz o zamanlar bir tiyatro izleyicisi değildim. Zaman zaman eski oyun fotoğraflarında görüyorum kendisini. Othello‘da veya Jeanne d’Arc’ın Öteki Ölümü‘nde izlemeyi çok isterdim. Umarım başka oyunlarda yeniden yolumuz kesişir.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Robert Dubac
Çeviren: Özge Kayakutlu
Uyarlayan: Zeki Enes Akkan
Yöneten: Erdal Beşikçioğlu
Oynayan: Emre Karayel
Süre: 1 saat 20 dakika (Tek perde)