İzledim: Parkta Güzel Bir Gün

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.

(…) Aynı oyunu şu sıralar Moda Sahnesi de Mert Fırat, Didem Balçın ve Volkan Yosunlu kadrosuyla sahneye koyuyor. Fırsat bulabilir miyim bilmiyorum ama aynı oyunu yakın aralıklarla farklı gözlerden izlemek ilginç bir deneyim olabilirdi benim açımdan. (…)

Geçtiğimiz sene Mayıs ayı sonunda Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun turne ile İstanbul’a gelen Parkta Güzel Bir Gün oyununu izledikten sonra yazmıştım üstteki satırları. Yakın aralıklarla olmasa da aradan bir sene geçtikten sonra dün matine gösteriminde izledik Özgür Hanım‘la birlikte  Moda Sahnesi’nin yorumunu.

Oyunun konusundan bahsederken diğer günlükte yazdıklarımı tekrar edeceğim bölümler olacak ama iki günlüğün arasında bir seneden fazla zaman olduğu için bunda bir beis görmüyorum. Olivia ve Arthur, oyuna adını veren parkta güzel bir gün geçirmek isteyen Didem Balçın ve Volkan Yosunlu’nun canlandırdığı bir çift. Olivia oyundaki tam tanımı ile dünya meselerine dahil olmak isteyen bir kadın. Politika ile ilgili  ve her olayın tüm bağlantılarını bilmek isteyen. Arthur ise onun aksine tüm bunlarla ilgilenmeyip, daha izole ve sakin bir hayat yaşamak isteyen ama bununla beraber bürokrasi üstü fikirlere sahip bir adam.

Çift, parkta beraber vakit geçirirken Olivia gazetede gördüğü bir haberi yüksek sesle okumaya başlar. Haberde ülkelerinin gün itibari ile tam bağımsız bir cumhuriyet olduğundan ve bu gelişme ile ilgili detayların henüz netleşmediğinden bahsedilir. Derken bunun üstüne parka gelen bir kişi çiftin arasından bir şerit çekerek parkı ikiye ayırır. Başta olup, bitene anlam veremeyen çift daha sonra parkı ikiye bölen bu adamın bir sınır koruma memuru olduğunu, gün itibari ile ülkelerinin yeni sınırının bu parktan geçtiğini öğrenirler. Fakat bir sorun vardır. Olivia sınır çekilirken kendi ülkesinin tarafında, Arthur ise diğer ülkenin tarafında kalmıştır. Bu andan sonra Arthur’un kendi ülkesinin tarafına geçebilmesi için zorlu bürokratik süreçler atlatması gerekecektir.

parkta_guzel_bir_gun_tiyatro_2

Kieran Lynn’in kaleme aldığı oyun, tüm benzer evrensel sorunları dile getiren oyunlar gibi yer ve zaman mefhumu içermiyor. Herhangi bir ülkenin herhangi bir zaman dilimine uyarlanabilir şekilde, içerisinde parmak bastığı düşünceye de benzer bir durumda sınırları olmayan bir metin bu açıdan. Bürokrasi, gündelik işlerimizde de hayatımızı kolaylaştıracak hamleler yapmaya çalıştığımızda bizi çok daha uğraştıran kurallar her türlü devlet kurumunda geçerli. Belki bir dilekçe yazarken belki bir iş başvurusunda bulunurken çıkıyor karşımıza. Oyun tüm bunları daha geniş bir perspektiften, daha büyük bir örnekle anlatıyor. Oyunun dertlerinden birisi de sınırlar. Oyunu izlerken ülke sınırlarının gerçekten böyle çekileceğini düşünmek bir çeşit mübalağa gibi geliyor insana. Fakat üstüne düşünüldüğünde, biz sınırları çizilmiş bir dünyada, kendi tarafımızda yaşıyoruz. Bu sınırlar en başından beri olmadığına göre, elbette zamanın birinde birinin evinin, birinin tarlasının, birinin parkının üstüne çekildiler ve benzer olaylar yaşandı. Bugün bile bırakalım ülke sınırlarını, daha küçük ölçekte kentsel dönüşüm adı altındaki yıkımlarda evlerinin yarısı birkaç dakika içinde yok olan, daha önce evlerinin içerisinde bulunan banyolarına girmek için şimdi sokağa çıkıp tekrar girmek zorunda kalan aileler olduğu düşünülürse çok da günümüze uzak bir oyun olmadığı ortaya çıkıyor Parkta Güzel Bir Gün’ün.

Bunların yanında silahın ve dolaylı olarak gücün insan üzerindeki etkisi, emir almak, emirlere sorgulamadan uymak konuları da oyunda işlenen konulardan. Oyun tek perde olarak sahneleniyor ve yaklaşık 1 saat 20 dakika sürüyor. Oyunun yönetmeni diğer Moda Sahnesi oyunlarında olduğu gibi Kemal Aydoğan. Yine minimal bir dekoru bulunan oyunun sahne tasarımı ise Bengi Günay’a ait.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Kieran Lynn
Yöneten: Kemal Aydoğan
Sahne Tasarımı: Bengi Günay
Oyuncular: Mert Fırat, Diden Balçın, Volkan Yosunlu