İzledim: Tamamen Doluyuz

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika İstanbul Devlet Tiyatrosu‘nun Tamamen Doluyuz oyununu Kozyatağı Kültür Merkezi‘nde izledim. Bu sezon izlediğim birkaç İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunundan sonuncusu oldu. Bu oyunla beraber fark ettiğim ufak bir detayı paylaşayım. Kozyatağı Kültür Merkezi özel tiyatroların yanında son üç sezondur İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunlarına da ev sahipliği yapıyor. Fakat ay içerisinde Cevahir Sahneleri’nde veya Üsküdar Tekel ve Stüdyo Sahneleri’nde olduğu gibi her gün bir oyun temsili olmuyor. Yapılan anlaşma gereği her ayın son haftasında yalnızca İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunları bu sahnede oynanabiliyormuş. Kendime oyun programı hazırlarken artık bunu dikkate alarak ayın son haftasını yoğun tutmamaya çalışıyorum.

Oyuna dönecek olursam Tamamen Doluyuz, Efe Erkekli‘nin tek kişilik performansı. Becky Mode‘un kaleme aldığı, Elif Erdal‘ın yönettiği oyunda Efe Erkekli Sam isimli bir genci canlandırıyor. Oyunculuk mezunu olan Sam, henüz girdiği hiçbir oyunculuk seçmesini kazanamadığından bir restoranda rezervasyon görevlisi olarak çalışarak hayatını sürdürüyor. Yaklaşan Noel’i ailesiyle geçirmek isterken başına gelen türlü hâller onu çalıştığı restoranın alt katına hapsediyor. Oyunculuk seçmelerinde olan aklıyla bir yandan restoran müşterilerinin ve amirlerinin bitmez tükenmez istekleriyle başa çıkmak bir yandan da ailesiyle geçireceği Noel’in planlarını yapmak Sam için bir hayli zor, izleyici içinse trajikomik anların ortaya çıkmasına neden oluyor. Ya da böyle olması amaçlanıyor diyebilirim.

Oyunun çok büyük bir bölümü Sam karakterinin telefon konuşmalarıyla sürüyor. Telefondaki karakterlerin sahneleri geldiğinde bir dış sesten tarafından kim olduklarına dair kısa kısa bilgiler veriliyor. Bu bilgiler barkovizyon yardımıyla görsel olarak destekleniyor. Bu sayede izleyicilerin diğer karakterlerle ilgili az çok bir fikir olup oyunu takip edebilmesi sağlanıyor. Fakat tüm bunlara rağmen oyun ilk yarım saatinden sonra takip edilmesi zor ve kendini biteviye tekrar eden sahneler dizisine dönüşüyor. Bunun böyle olacağı tahmin edilmiş olacak ki oyunun telefon kısmına çok titizlenilmiş. Telefonun diğer ucunda Yetkin Dikinciler, Nur Subaşı, Celal Kadri Kınoğlu, Bülent Şakrak, Altan Erkekli gibi isimlerin aralarında bulunduğu toplam 32 farklı karakterin sesi var.

Oyunun telefon sahnelerinden sonra en çok üstüne çalışılmış detaylarından birisi de sanıyorum sahne tasarımıdır. Özellikle tek kişilik ve sahnenin etkin kullanımından çok diyaloglar üzerine kurulu bir oyunda neden bu kadar yoğun bir tasarım tercihi yapıldığını anlamak çok güç. Oyunun tanıtım metninde de geçtiği gibi tüm oyun aslında bir restoranın köhne bodrum katında geçiyor. Ama maalesef oyun sahnedeki karmaşanın içerisinde bu hissi de izleyicisine veremiyor.

İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvarına bakıldığında Tamamen Doluyuz’a sahneleme ve konusu itibarıyla benzer olarak Ali Cüneyd Kılcıoğlu’nun İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı isimli oyunu göze çarpıyor. Senelerdir oynanan ve izleyicinin beğenisini kazanmış bir oyun. Ben de birkaç defa bu vesileyle Berkay Tulumbacı’yı izleme şansı buldum. Tamamen Doluyuz’dan çıkan izleyiciler arasında bu oyunun konuşulduğuna, isminin hatırlanmaya çalışıldığına şahit oldum. İki oyunun da yönetmeni Elif Erdal. Belki bu benzeşmeden kaçınmak için Elif Erdal hassaten bir çaba sarf etti, bilemiyorum. Ama bildiğim, İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı izleyicinin dikkatini ne kadar sahnede tutabiliyor ve oyunu takip edilebilir kılıyorsa Tamamen Doluyuz’un bunu bir o kadar yapamadığı yönünde.

Haddimi aşmaktan çekindiğimden pek böyle büyük laflar etmekten hazzetmiyorum ama geçtiğimiz aylarda İstanbul Şehir Tiyatroları’nın Son isimli oyunu için benzer bir şey söylemiştim. Kendi deneyimlerim ve gözlemlediğim diğer izleyici davranışlarından sonra önümüzdeki sezon Tamamen Doluyuz’un İstanbul Devlet Tiyatrosu repertuvarında kendisine yer bulamayacağını tahmin ediyorum. Bulamamasını, yerini salt seyirlik oyunlar yerine daha derinlikli dertleri olan, izleyiciyi peşinden sürükleyecek oyunlara bırakmasını umuyorum.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Becky Mode
Çeviren: Lale Eren Dalsar
Yöneten: Elif Erdal
Oynayan: Efe Erkekli
Süre: 1 saat 30 dakika (Tek perde)