İzledim: En Kısa Gecenin Rüyası

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk.

Birkaç hafta önce bahsetmiştim Moda Sahnesi’nin yeni oyunu En Kısa Gecenin Rüyası’ndan. Oyunun yeni sezonda sahneleneceğini öğrendikten sonra merakıma yenik düşüp, oyun metnini de okudum, oyun gününden önce. Benzer bir şeyi geçen sezon Hamlet oyununu izlemeden önce de yapmıştım. Benim için oyunu daha keyifli kılan bir eylem. Özellikle klasik denilebilecek oyunlarda. Oyunun can alıcı noktalarında fikir sahibi olmak gibi olumsuz sayılabilecek yanları olsa da oyunun geçtiği dönemin koşullarını ve karakterleri bilmek, oyunu izlerken sahnede gördüklerimi tahayyül ettiklerimle karşılaştırma heyecanı bende daha ağır basıyor.

Atina dükü Theseus ile nişanlısı Hippolyta’nın düğün hazırlıkları etrafında süren oyunda periler kraliçesi Titania ile periler kralı Oberon arasında yaşanan anlaşmazlıklar ve bir dizi yanlışlıklar sonucu yanlış kişilerin birbirine aşık olması ile devam ediyor.

Bu karışıklar yaşanırken Makineciler isimli, tüm üyeleri kentin esnaflarından oluşan amatör bir tiyatro topluluğu da dük ve nişanlısının düğün töreni için bir tiyatro oyunu tertip etmeye çalışıyor. Oyunda en çok şaşırdığım bölüm de burası oldu. Sanıyorum çoğu kişiye sürpriz olacak bir şekilde kentin esnafları yerel bir şive ile karşımıza çıktılar. Yerel dediysem Yunanistan’ın değil tabii bizim aşina olduğumuz Trakya, Karadeniz ve Doğu şiveleri ile. Oyunu izlemeden, böyle bir şeyle ile karşılaşacağımı bilsem herhalde aklımda soru işaretleri olarak giderdim oyuna. Salt bir şive komedisi ile süreceğini düşünürdüm oyunun. Fakat öyle olmadı tabii. Tanıdığımız, bildiğimiz karakterler hem izleyiciyi sahneye yakınlaştırdı hem de diğer soylu karakterlerin şiirsel ve bilgiç konuşmalarının yanında iki sınıf arasındaki farkın ayrışmasını sağladı. Belki de en önemlisi ise oyun sonunda soylulara yaptıkları temsilde farklı bir yaşantının da mümkün olduğunu gösterirkenki gerçek samimiyetleri olabilir.

Oyunun dekoru Moda Sahnesi’nin diğer tüm oyunlarında olduğu gibi oldukça yalındı. Oyunu okuduktan sonra doğaüstü canlıların nasıl sahneye uyarlanabileceğini merak eder olmuştum. Müziklerle, ışık oyunlarıyla ve kostümlerle yaratılan atmosferi de çok beğendim. Timur Acar ve Didem Balçın hem Theseus ve Hippolyta rollerini hem de Titania ve Oberon rollerini çok keyifli bir şekilde oynadılar. Dokumacı Nick Bottom karakterine hiç tahmin edemeyeceğim şekilde çok fazla güldüm. Özetlersem biraz kafam karışık olarak gittiğim oyundan 2 saatin nasıl geçtiğini anlamadan çıktım.

Günlüğün sonunda yine oyun izlerken farkettiğim bir tiyatro izleyicisi profilinden çok kısa bahsetmek istiyorum. Bu profildeki izleyiciler daha önce herhangi bir film veya dizide izledikleri oyuncuları sahnede gördüklerinde ön sıradakilerin dahi duyabileceği şekilde yanındaki arkadaşlarına hatırlatma yapma telaşına giriyorlar. Bu tip izleyiciler için duyduğum bir hatırlatmayı tekrarlamak istiyorum ben de. Evet oyunda Melis Birkan da var, Aaa Issız Adam’daki kız! rolünde oynuyor kendisi.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: William Shakespeare
Yöneten: Kemal Aydoğan
Theseus – Oberon: Timur Acar, Hippolyta – Titania: Didem Balçın, Lysander: Onur Ünsal
Demetrius: Mert Fırat, Hermia: Beyza Şekerci, Helena: Melis Birkan
Egeus: Murat Tüzün, Puck: Volkan Yosunlu, Peri: Ezgi Coşkun
Makineciler: Caner Erdem, Mert Şişmanlar, Hasan Demirtaş, Uluç Özkök, Çağlar Yalçınkaya