Okudum: Macbeth

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk. Tiyatro metinleri okumalarımda herhangi bir müfredatım olmadığından genelde beğendiğim veya bir şekilde rast geldiğim yazarlardan yola çıkarak kendime bir okuma programı çıkarmaya çalışıyorum. Macbeth okumam da öyle oldu. Emre Kınay’ın katıldığı bir söyleşide Macbeth’deki iktidar hırsının günümüzdeki hükümet – paralel yapı ilişkisi ile fazlaca benzerlik göstermesi üzerine konuşmasından sonra meraklanarak okumak istedim. Kitabın büyük bir bölümünü Özgürlük Parkı’ndaki tiyatro festivali esnasında okudum. Tiyatro ile dolu dolu geçen bir haftada okumamdan dolayı da ayrıca keyif aldığım bir oyun oldu Macbeth.

Oyundan önce çok kısa kitabın önsözünden bahsedeceğim. Kitabın ön sözünü yazan Boğaziçi Üniversitesi’nde İngiliz Dili ve Edebiyatı profesörü olarak görev yapan Cevza Sezgen. Sezgen kitabın girişinde dönemin tiyatro izleyicisinin alışkanlıklarından, tiyatro salonlarının yapısına, Shakespeare’in eserlerinin kronolojisinden, günümüze kadar nasıl ulaştığına dair birçok konuda okuyucuyu aydınlatıyor. Önsözü bitirip oyunu okumaya başladığınızda oyunun en iyi düzeyde algılayabilmek için gereken tüm bilgi birikimi ile donandığınızı hissedebiliyorsunuz. O nedenle dönem hakkında çok fazla bilgisi olmayanlara oyundan önce önsözü kesinlikle okumalarını tavsiye edebilirim.

Oyunda soylu bir karakter olan Macbeth’in karşılaştığı kehanetler silsilesinin peşine düşerek bir cinayet sonucunda kral olup tahta çıkışı anlatılmakta. Macbeth ve kendisi gibi bir soylu olan Banquo bir gün üç tane cadıya rastlıyorlar. Cadılar bunlara gerçekleşmesi pek de mümkün gözükmeyen kehanetler söylüyorlar, en büyüğü Macbeth’in kral olacağına dair olan. Macbeth ve Banquo başta bu kehanetleri önemsemiyorlar fakat daha sonra küçük olanların bir bir gerçekleştiğini görünce kayıtsız kalamıyorlar. Başlarına gelen durumu eşi Lady Macbeth’e de anlatan Macbeth onun da cesaretlendirmesi ile son kehaneti gerçekleştirmek yani kral Duncan’ı öldürüp, yeni kral olmak için bir yemek daveti tertip ediyor. Bu davetin gecesinde kral Duncan’ı öldürerek yeni kral oluyor. Fakat kralın ölümünden sonra yaşadığı pişmanlık ve vicdan azabı Macbeth’in akıl sağlığını bozacak kadar ağır oluyor. Yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen cadıların kendisini bir anneden doğmuş hiç kimsenin öldüremeyeceği kehaneti biraz olsun içini rahatlatıyor.

Yapmakla olup bitseydi bu iş,
Hemen yaparım, olup biterdi.
Döktüğüm kanla akıp gitse her şey,
Bir vuruşta sonuna varılsa işin,
Bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
Zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı,
Öbür dünyayı gözden çıkarır insan.
Ama bu işlerin burada görülüyor hesabı.
Verdiğimiz kanlı dersi alan,
Gelip bize veriyor aldığı dersi.

Macbeth kral Duncan’ı öldürmeden önce…

Kendini boşa harcamış olur insan,
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa.

Lady Macbeth istediği iktidara sahip olduktan sonra…

Bundan sonraki Shakespeare okumam Bir Yaz Gecesi Rüyası olacak gibi duruyor. Onu da bitirdikten sonra günlüğünü yazmaya başlayacağım.

Macbeth, William Shakespeare, 12. Basım Ağustos 2014, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları