İzledim: Bir Delinin Hatıra Defteri

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk.

Geçen sene Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenen Bir Delinin Hatıra Defteri oyununun İstanbul’a turneye çıktığını öğrenince fazlaca sevinmiştim. Hem Erdal Beşikçioğlu’nu sahnede izlemek istiyor hem de senelerdir kapalı gişe oynayan, aşırı ilgiden dolayı biletleri karaborsaya düşen, çok daha fazla kişinin izleyebilmesi için Ankara Devlet Tiyatrosu’nun bir kişiye yalnızca bir bilet satılması gibi kurallar getirdiği oyunu da oldukça merak ediyordum. Zaman geçti, turne için yola çıkan Ankara Devlet Tiyatrosu ekibi İstanbul’a, Üsküdar Stüdyo Sahne’ye geldi fakat ben o oyunu izleyemedim. Gerek yine oyuna olan yoğun ilgiden, gerekse benim ihmalimden kaynaklanan nedenlerden dolayı oyuna bilet bulamadım. Neyse, bir sonraki sezonda izlerim dediğim oyun ise bu sezon sahnelenmiyor. Bu pişmanlığıma ayrıca daha sonra tekrar değineceğim.

İnternette bu sezon sahnelenmeye başlayan oyunlara göz gezdirirken yine Bir Delinin Hatıra Defteri ismi gözüme çarptı. Biraz araştırınca ilk defa Yaşamaya Dair oyunu ile sahnede izleme fırsatı bulduğum ve aklıma geldikçe hala etkisine girdiğim Genco Erkal’ın  Türkiye’de oynanan ilk tek kişilik tiyatro oyunu olarak Bir Delinin Hatıra Defteri’ni sahneye koyduğunu ve o ilk oyundan 50 yıl sonra tekrar aynı oyunu sahneleyeceğini öğrenmiş oldum. Oyunun en yakın gösterimine, Kozyatağı Kültür Merkezi’nde izlemek üzere biletimi aldım.

genco-erkal-bir-delinin-hatira-defteri

Gogol tarafından yazılan oyunda takıntıları olan bir devlet memurunun gündelik yaşantısı ve iş hayatının dışında sosyal sınıf olarak kendisine zıt, soylu bir ailenin kızına aşık olması ve aşkını karşılıklı sanması üzerine gelişen olaylar yer yer mizahi ama yoğun olarak dramatik bir şekilde anlatılıyor. İçinde bulunduğu ruhsal durumdan dolayı yaşadıklarını çok farklı şekillerde yorumlayan karakter oyunda izleyiciyi kendi hayatının içine çekip, fazlaca hüzünlendiriyor.

Oyun boyunca sahne dekorunda çok fazla bir değişiklik olmuyor. Benim üstünde durmak istediğim nokta ise ne oyunun konusu ne de dekorun tasarımı. Genco Erkal’ın yaklaşık iki saat boyunca izleyicilere yaşattığı o müthiş his ve duygu anlatılmaz bir keyif veriyor izleyiciye. Yaşamaya Dair oyunundan sonra da söylemiştim bunu, daha önce hiç tiyatro izlememiş birisinin ilk oyunu, konusu farketmeksizin bir Genco Erkal oyunu olursa o kişinin hayatından tiyatroyu bir daha kolay kolay çıkaramayacağını düşünüyorum. Oyun sonunda tüm salon dakikalarca alkışlar ve ıslıklar eşliğinde 76 yıllık bir efsaneye, bir üstada klasik bir oyun sonu tebriğinden çok bir saygı duruşunda bulundu.

Bir Delinin Hatıra Defteri oyunu ile ilgili yukarıda da bahsettiğim tek pişmanlığım, Erdal Beşikçioğlu’nun performasını izleyememiş olmam ve bu nedenle iki oyun arasındaki farkları yazacağım bir günlük yazısının şu günlerde burada yer alamıyor olması.

Bu sezon içerisinde en yakın zamanda Genco Erkal’ın Ben Bertolt Brecht oyununu da izlemek istiyorum. Umarım gündelik işlere dalıp da bunun için bir ömür geç kalmam.