İzledim: Komşum Hitler

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk. Ali Cüneyd Kılıcoğlu tarafından yazılan, İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahneye koyulan Komşum Hitler oyununu geçtiğimiz hafta içi izleme fırsatı buldum. Meraklısı anımsayacaktır, Ali Cüneyd Kılıçoclu 2013-2014 sezonundan bu yana İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda sahnelenen İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı oyununun da yazarı. Benim de çok sevdiğim, iki defa izlediğim İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı’nı son zamanlarda en keyif alarak izlediğim yerli oyunlardan biri olarak tavsiye edebilirim. Yaklaşık iki saat süren oyunda Berkay Tulumbacı tek kişilik performansı ile izleyicilerin karşısına çıkıyor. Benim izlediğim iki temsil de Üsküdar Stüdyo Sahne’deydi. İmkanı olanların daha büyük bir sahne yerine oyunu Stüdyo Sahne gibi samimi, izleyici ile iç içe bir sahnede izlemelerini de öneririm. Yazarı selamlama bölümünü bitirdiğime göre artık oyuna dönebilirim.

Komşum Hitler konu olarak, olağan başlayan bir akşam yemeğinin birkaç saat içinde hiç beklenmedik bir şekilde nasıl absürd bir hal alabileceğini konu alıyor. Oyunda Ebru Hanım, eşinin çalıştığı şirkette istediği pozisyona yükselmesine ön ayak olması için tertip edilmiş akşam yemeğinin tüm hazırlıklarını tamamlamış olarak çıkıyor karşımıza. Derken eşi ve hemen arkasından patronu ile sevgilisi oyuna dahil oluyor. Gayet normal bir şekilde başlayan yemek Ebru Hanım’ın evlerinin oturma odasından gelen seslerin nedeninin televizyondan çıkıp gelen ve oturma odasına yerleşen Hitler olduğunu itiraf etmesi ile içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bu itiraf kısa bir süre içerisinde sosyal medya kullanmayı çokça seven misafirler sayesinde tüm şehre yayılıyor. Hatta oldukça kalabalık bir grup Hitler’i görebilmek için evlerinin önünde toplanmaya başlıyor. Basın da çok geçmeden olaya dahil olarak, kendisini evin içerisinde buluyor.

Bir saatten çok az daha uzun süren oyunda, sosyal medyanın kullanımından, sosyal ve kültürel sınıf çatışmalara kadar farklı konular mizahi bir bakış açısı ile ele alınmış. Oyundaki mizahın niteliği elbette tartışılabilir bir düzeyde. Kahkahalar eşliğinde bir güldürü izlemek isteyen izleyicileri tatmin etmeyecektir büyük ihtimalle. Oyundan sonra okuduğum birçok yorumda izleyicilerin bu durumla ilgili şikayetlerine denk geldim. Kimisi oyunun konusunu çok beğenirken mizah seviyesini düşük bulmuş, kimisi de tam tersini. Gülerken düşündürmek klişesini kullanmak istemiyorum ama en azından izlerken düşünmeye teşvik eden bir oyun Komşum Hitler. Bu açıdan da oyundan keyif alabilmek için oyunda kullanılan metaforları anlayabilmek, oturma odasındaki Hitler’in, akşam yemeğinde yenen etin yerine nelerin konulabileceğinin düşünmek izleyici olarak bize kalıyor.

Son olarak söylemek istediğim, oyunda en beğendiğim karakter Ebru rolünü oynayan Işıl Zeynep Tangör’dü. Kendisini sahnede ilk defa izledim. Hem oynadığı rol gereği hem de kendi enerjisi ile oyun sonundaki tebriklerde de en çok alkışı alan yine kendisi oldu.

Nerede İzledim?
Kadıköy Haldun Taner Sahnesi (Sıra 3, Koltuk 5)

Neler Öğrendim?
– Sandığım gibi Kadıköy Haldun Taner Sahnesi’nin tüm koltukları değil yalnızca ilk sırasındaki koltukları sabit değilmiş. Önceki oyunu ikinci sıradan izleyip, hali ile yalnızca birinci sıra ile temasım olduğu için öyle sanmışım.

Yazan: Ali Cüneyd Kılıcoğlu
Yöneten: Tolga Yeter
Oynayanlar: Aslı Nimet Altaylar, Caner Candarlı, Emre Şen, Işıl Zeynep Tangör, Mahperi Mertoğlu, Tankut Yıldız