İzledim: Öküz

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk. Ezop Sahne‘nin Öküz adlı oyununu dün akşam Sama’yla birlikte Özgürlük Parkı Açık Hava Sahnesi‘nde izledim. Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali kapsamında sahnelenen oyunun davetiyelerini yine gün içinde Kozyatağı Kültür Merkezi gişesinden temin ettim.

Ezop Sahne 2016 yılında Anlatının Büyülü Alemi sloganıyla İstanbul Beşiktaş’ta kurulmuş. İlk oyunları Bihter Dinçel’in yazıp oynadığı, Cem Emüler’in yönettiği Aşiyan. Aşiyan oyununu sezon içerisinde Oyun Atölyesi’ne konuk olarak geldiği bir gün izlemek istemiş, muhtelif aksaklıklardan dolayı izleyememiştim. Öküz böylece Ezop Sahne ile tanışmamı sağlayan ilk oyun oldu.

Öküz -orijinal ismiyle Bull-, bir iş yerindeki baskı ve yıldırma uygulamalarını (mobbing) konu alan, Mike Bartlett‘in kaleme aldığı derinlikli bir oyun. Thomas, Isobel ve Tony bir şirkette aynı ekip içerisinde çalışan üç çalışma arkadaşı. Patronları Carter ile yapacakları toplantı için şirketin toplantı odasında toplanıp, zamanının gelmesini bekliyorlar. Yapılacak toplantının sonucunda şirketin küçülmeye gitmesinden dolayı, kıstasları belli olmayan bir test sonucunda Bay Carter bu üç personelden birisinin işten çıkarılmasına karar verecek. Fakat oyunun ilk dakikalarından itibaren Isobel ve Tony, sistematik bir şekilde Thomas üstünde psikolojik bir baskı kurmaya başlıyor. Giydiği takım elbiseden yaşam tarzına, dış görünüşünden ailesinin sosyal statüsüne kadar birçok farklı konuda sohbetler açarak Thomas’ın kendini kötü hissetmesi, birazdan yapılacak olan toplantıda afallaması ve akabinde işine son verilecek kişinin kendisi olması için çaba gösteriyorlar.

Oyun tek perde olarak sahneleniyor ama akış bakımından oyunu Bay Carter’ın oyuna dahil olduğu anın öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırmak mümkün. Isobel ve Tony, Bay Carter toplantı odasına gelene kadar Thomas üzerinde kurmaya çalıştıkları tahakküm ortamını adeta bir makine montajı yapar gibi, hiçbir anı boş geçmeden kuruyorlar. Bay Carter toplantı odasında geldiğinde ise meydana getirdikleri makinenin bir saat gibi tıkır tıkır çalışmasını, her kurduğu cümlede her yaptığı harekette amaçlarına bir adım daha yaklaşmalarını büyük bir keyifle seyrediyorlar. Bu aşamada karar mercii olan Bay Carter sonucu açıklamadan önce personelleriyle son bir kez daha görüşüp, onlardan dinledikleri, son dönemdeki çalışma performans raporları ve toplantı esnasında kişisel gözlemleriyle kararını nihayete erdiriyor.

Oyunculardan Thomas rolünü oynayan Hakan Karsak‘ı Tolga Karaçelik’in Sarmaşık filminde izlemiştim. Diğerlerine yabancıyım. Oyunda çok beğendim kendisini. Fakat oyunda kendisinin karşısında olan Tony rolündeki Kanbolat Görkem Arslan ve Isobel rolündeki İpek Erdem‘e bir türlü ısınamadım. Rolleri gereği çok iyi bir ikili olmalarına rağmen sahne üzerinde aynı uyumu hissedemedim. Özellikle İpek Erdem’in oyunun temposu yüksek birkaç sahnesinde repliklerini unutarak bir öncekileri tekrar etmesi ve söylediği kelimeleri yuvarlaması dikkatimi çok dağıttı. Oyunun eski tanıtımlarında Isobel rolünü Esra Akbaş’ın oynadığının bilgisi var. Bu oyuncu değişikliği ne zaman yapıldı bilmiyorum ama bir ihtimal yakın zamanda yapıldıysa bunun bir emaresi olabilir.

Daha önce benzer şekilde şirketlerdeki baskı ve yıldırma konularını işleyen Craft Tiyatro’nun Personel ve Ankara Devlet Tiyatrosu’nun Grönholm Metodu oyunlarını izlemiştim. Öküz onlardan düşük bir tempoda seyreden, durumun psikolojik boyutlarıyla daha derinden ilgilenen bir oyun.

Oyun etrafı çevrili kare bir alanın içerisinde oynanıyor. İlk gördüğüm andan itibaren bana Moda Sahnesi’nin geçtiğimiz sene başında sahnelenmeye başlayan Bir Başkadır A. oyununun dekorunu anımsattı. Oyuncular oyun boyunca yalnızca sahneden çıkacakları zaman bu alandan ayrılıyorlar. Oyunun müzikleri atmosferine uygun bir şekilde seçilmiş. İsimlerine hiçbir yerde rastlayamadım, yeniden dinlemek isterdim. Oyunun hemen başında projeksiyon yardımıyla bir video gösteriliyor. Biz salona 20:40 gibi girdiğimizde video sesiyle birlikte arka arkaya dönüyordu. Bu durum 21:05’de oyun başlayana kadar sürdü. Oyun başladıktan sonra bir kez daha videonun başlaması, defalarca izlediğimiz görüntülerin ve seslerin yeniden oynaması gözlemleyebildiğim kadarıyla birçok izleyicide huzursuzluk yarattı. Açık hava harici temsillerde de uygulama böyle mi fikrim yok ama umarım değildir. Aynı şeyleri defalarca görmek bir hayli sıkıcı çünkü.

Özetle konusuyla iş dünyasının kirli rekabet ortamını ortaya koyan, sakin diliyle, müzikleriyle, sahnelemesiyle beğendiğim bir oyun oldu Hande Selen Canar‘ın yönettiği Öküz. Sezonda da Ezop Sahne ve konuk olduğu diğer sahnelerde temsillerine devam edecekmiş. Türünün meraklısına tavsiyemdir.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Mike Barlett
Çeviren ve Yöneten: Hande Selen Canar
Oynayanlar: Hakan Karsak, Kanbolat Görkem Arslan, İpek Erdem, Bülent Düzgünoğlu
Süre: 1 saat 5 dakika (tek perde)