İzledim: Saadet Hanım

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk. İstanbul Şehir Tiyatroları‘nın bu sene sahnelemeye başladığı Saadet Hanım isimli oyun ile açtım sezonu. Önceki sene yapmaya çalıştığım gibi bu sene de haftayı tiyatro ile bitirmeye çalışıyorum. O yüzden geçtiğimiz hafta Cuma günkü gösteriminde izledim oyunu.

Saadet Hanım, Ahmet Levent Pala‘nın kaleme aldığı yerli yapım bir oyun. İnternette oyunun yazarı ile ilgili pek fazla bilgi yok. Oyunun tanıtım kitapçığından öğrenebildiğim kadarıyla oyun, yazarın İntihar Süsü ve Taziye Evi‘nden sonra yazdığı üçüncü sahnelenen tiyatro metni olma özelliğinde.

Oyuna ismini veren karakter Saadet Yurtlu. Kendisi senelerini çocukların eğitimine vermiş emekli bir ilkokul öğretmeni. Oğlu Sermet’in doğum günü için bir dizi planlar yapan Saadet Hanım’ın yolu müşterisi olduğu bankanın şubesine düşüyor bir öğle vakti. Saadet Hanım kendi telaşındayken banka içerisinde de bir telaş hüküm sürüyor. Banka müdürünün bankadaki son iş günü olmasından dolayı yaşanan türlü olaylar Saadet Hanım gibi bankada sırasını bekleyen diğer müşterilerin işlemlerinin yapılmasını aksatıyor. Müşteriler buna tepki gösterirken kimsenin beklemediği bir şey oluyor.

saadet_hanim_tiyatro_oyunu_2

Yüzleri maskeli, elleri silahlı üç kişi banka kapısından içeri giriyorlar. Bankadaki herkes telaş içerisinde sağa sola kaçışırken grup bunun bir soygun değil bir eylem olduğunu bildiriyor. Aynı zamanda kimsenin canının yanmayacağını da. Arkadaşları ekmek fiyatlarına yapılan zamları protesto etmek için bir ekmek fabrikasından ekmek çalarken yakalanmışlar ve hapse atılmışlar. Bu üç genç de arkadaşlarının tutukluluk durumlarına dikkat çekmek için bu banka şubesinde eylem yapmaya karar vermişler. Tabi Saadet Hanım’ın o esnada bankada bulunması bu üç gencin yaptıkları planı bozarak işlerini içinden çıkılmaz bir hale sokuyor.

saadet_hanim_tiyatro_oyunu_3

Açıkçası oyunun ilk perdesini biraz tedirgin olarak izledim. Nilgün Kasapbaşoğlu‘nun canlandırdığı Saadet Hanım karakteri oyunun ilk perdesinde bankada eylem yapmak isteyen üç gence tamamen zıt düşünce yapısında bir karakter olarak çıktı karşımıza. Zaman zaman onların eylemlerini tatlı tatlı tiye aldı. Zaman zaman da hak aramanın bu şekilde yapılamayacağı konusunda ısrarlı nasihatler verdi onlara. Hoş bunlar şiddeti azalarak ve üslubu değişerek oyun boyunca sürdü. Fakat ben izlerken aklım orada kaldı bir kere.

15 Temmuz Darbe Girişimi‘nden sonra başlatılan olağanüstü hal kapsamında birçok İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde çalışan tiyatrocular performans düşüklüğü sebep gösterilerek açığa alındı. Hem tiyatrocuların açığa alındıktan sonra verdikleri beyanlarda hem de kamuoyu görüşlerindeki genel kanı bu açığa almaların esas nedeninin performans düşüklüğü değil muhalif duruşları olduğu yönünde. Açığa alınan birçok tiyatrocunun geçtiğimiz sezonlarda görev aldıkları oyunların hem izlenme sayısı hem de doluluk oranı olarak listelerin en başlarında olması bu görüşleri savunur bir nitelik kazanıyor.

Hal böyle olunca bir izleyici olarak ister istemez “Tüm oyun böyle mi sürecek acaba?” sorusundan başlayıp “Şehir Tiyatroları’nın çehresi mi değişiyor? Repertuara alınan oyunlar muhalif olmaktan, bir şeylere ses çıkarmaktan imtina eden oyunlardan mı seçilecek?” sorusuna kadar giden türlü sorular sordum kendime. Oyunda cevabını görene kadar da durup durup kendi keyfimi kaçırdım. Neyse ki bunlar bu oyun için benim kuruntum olarak kaldı. Fakat “Bu soruların oluşmasında kurum içerisinde verilen kararların hiç mi sebebi yok?” sorusunu da sormadan geçmiş olmayayım. Açığa alınan tiyatrocuların “Neden atıldık?” sorusu gibi.

OYUN KÜNYESİ
Yazan:
Ahmet Levent Pala
Yöneten: Tolga Yeter
Oyuncular: Arda Alpkıray, Cafer Alpsolay, Ceren Kaçar, Çağlar Ozan Aksu, Elyasa Çağlar Evkaya, Esen Koçer, Hazal Uprak, Müslüm Tamer, Nilgün Kasapbaşoğlu, Selim Can Yalçın, Serap Doğan, Şenay Bağ, Vildan Türkbaş