İzledim: Şatonun Altında

Yaklaşık okuma süresi: 3 dk. Geçtiğimiz Çarşamba günü Özgür Hanım‘la birlikte enteresan bir oyun deneyimi yaşadık. Özgürlük Parkı Açık Hava Sahnesi‘nde Fiziksel Tiyatro Araştırmaları‘nın Şatonun Altında oyununu izledik.

İlk olarak kısaca oyunun konusundan bahsedeyim. Şatonun Altında, William Shakespeare‘in Macbeth oyunun bir uyarlaması. Biz oyunun tanıtım metninde Macbeth’in ölümünden sonra başlayan oyun ibaresini görünce, sahnede Macbeth’in ölümünün ardından yaşananları konu alan kurgu bir oyun göreceğimizi düşünmüştük, meğer öyle değilmiş. Oyun, iki çamaşırcı kadının gözünden Macbeth’in hikâyesini anlatıyor izleyiciye. Burada yabancısı olduğum birkaç tanım ve kişi paylaşacağım.

Clown: Kendine özgü çalışma biçimine sahip dinamik bir fiziksel tiyatro türü. An odaklı olan, kurgunun ötesinde her anı yaşayan, aktaran, oyun anında gelişebilecek her olayı oyuna dönüştürmeye açık, seyirciyle sürekli etkileşim halinde olan bir disiplin. Felsefesi itibarıyla başarıya değil kaybetmeye ve her şeyi kabul etmeye dayanır. Başarısızlığa bir güzellemedir. (Kaynak: İthaki Akademi)

Grotesk: Kaba gülünçlüklerden, tuhaf ve olmayacak şakalaşmalardan yararlanan, karşıt görüntüleri, bağdaşmaz durumları şaşırtıcı biçimde birleştiren güldürü biçimi. (Kaynak: Türk Dil Kurumu)

Jacques Lecoq: Fiziksel tiyatro, hareket ve eğitim metotlarıyla tanınan Fransız aktör ve oyunculuk eğitmeni. (Kaynak: Wikipedia – alternatif Wikipedia girişi)

Bufon: Jacques Lecoq geliştirdiği, toplumsal sorunlara dair özgün bir eleştiri aracı sunan grotesk bir sahneleme – oyunculuk tarzı. (Kaynak: Mimesis Dergi)

Fiziksel Tiyatro Araştırmaları tüm bu teknikleri kullanarak hazırlamış Şatonun Altında oyununu. Görünüş itibarıyla korkutucu denilebilecek karakterler dekor nesnesi olarak birkaç çarşaf ve mandal kullanarak farklı bir komedi diliyle oynuyorlar. Macbeth gibi bir oyunun uyarlamasında gülmece unsurları olur mu diye ben de düşünürdüm farklı bir yerde duymuş olsaydım sanırım. İki oyuncu 1 saat 10 dakika boyunca güle güldüre Macbeth’i ölüme götürüyor. Benim pek alışık olduğum bir tarz değildi. O yüzden oyuna ve komedisine adapte olmakta epeyce zorlandım. Oyun sonunda da tam olarak bunu sağlayabildiğimi söyleyemem.

Oyunun bazı bölümleri çok yoğun olmasa da izleyiciyle interaktif şekilde sürüyor. Oyuncular özellikle açık hava sahnesinin izleyiciyle diyalog imkanlarını kullanarak bunu oyun içerisindeki komediye çoğu kez dahil ettiler. Oyunu denk getirebilirsem sezon içerisinde ufak bir sahnede izlemek istiyorum. Çünkü oyun esnasında sahnenin imkanlarından mı yoksa oyunun sahneleme tekniklerinden mi kaynaklandığını anlayamadığım şeyler vardı. Mesela oyunun bazı bölümlerinde oyuncuların diyaloglarını anlamakta çok zorlandım. Bazı bölümlerinde ise sesler rahatsız edici boyutta kulak tırmalayıcı gelmeye başladı. Bunları bir de ufak bir sahnede deneyimlemek istiyorum.

Şatonun Altında, hakkında çok fazla bir şey yazamadığım, beğenip beğenmeme konusunda dahi kararsız kaldığım ama fiziksel tiyatro sahnelemesi açısından farklı bir oyun deneyimi oldu benim için. Macbeth ile ilgili daha önce yazdığım iki günlüğün bağlantısıyla bu günlüğü bitireyim.

Okudum: Macbeth (Ağustos 2015)

İzledim: Macbeth / İki Kişilik Kabus (Haziran 2016)

OYUN KÜNYESİ
Yazan: William Shakespeare
Yöneten: Güray Dinçol
Uyarlayanlar ve Oynayanlar: Pınar Akkuzu, Gülden Arsal
Süre: 1 saat 10 dakika (tek perde)