İzledim: Tehlikeli Oyunlar

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk. Bu sezon Moda Sahnesi‘nde izlediğim son oyun Seyyar Sahne‘nin Tehlikeli Oyunlar‘ı oldu. Uzunca bir süredir programlarda görüp, merak ettiğim bir oyundu. Sezonun son temsillerinden birinde izleme fırsatı bulabildim.

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay‘ın aynı adlı romanından sahneye uyarlanmış bir oyun. Erdem Şenocak ve Oğuz Arıcı metni sahneye uyarlarken yeniden düzenlemişler. Sonuç olarak ortaya yaklaşık 2 buçuk saat süren, Erdem Şenocak‘ın tek kişilik harikulade performansı çıkmış. Ben romanı okumadığım için oyun ve metin arasında bir ilişki maalesef kuramadım. İlk fırsatta okuma niyetindeyim ama bu günlükte yalnızca oyundaki gözlemlerimi yazmaya çalışacağım. Belki okuduktan sonra buraya ufak bir ek yapabilirim.

Oyunda Erdem Şenocak, romandaki Hikmet Benol karakteri olarak çıkıyor izleyici karşısına. Yine Seyyar Sahne’nin diğer oyunlarında olduğu gibi oldukça yalın bir sahne tasarımı içerisinde. Oyunun hemen başında sahnede anlamsızca sallanan iki tahta salıncak, oyun süresince Hikmet Benol’un hikâyesini anlatırken adeta Erdem Şenocak’ın bir uzvu haline geliyor. Erdem Şenocak bu salıncakları metnin o anki ritmine uygun görsel bir estetik içerisinde yöneterek oyuna dahil ediyor. Bu sayede kendisinden başka bir karakter daha oynar gibi salıncaklara sahnede bir rol biçiyor.

Oyunda elbette yalnızca Hikmet Benol yok. Romanda Hikmet Benol’un hayatına değen herkes sahnede de bir şekilde varlığını sürdürüyor. Ama en önemli yeri üst komşusu emekli albay Hüsamettin Tambay alıyor. Masalsı bir şekilde anlattığı kendi hayatının yanı sıra beraberinde albayının ve onun arkadaşlarının evlerine de sokuyor izleyiciyi. Masalsı tabiri sanıyorum burada doğru olur. Ya da oyunun bende hissettirdiği bu oldu diyebilirim. Hikmet Benol başından geçenleri, umutsuzluklarını, hayata dair hissettiği eksikliklerini masalsı bir dille anlatıyor. Oyunun birçok bölümünde olduğu gibi finalinde de bu hissi yoğun bir şekilde yaşadım. Oyun bir masalın sonu gibi, ne kadarı gerçek ne kadar hayal anlaşılmayan bir sakinlik içerisinde bitiyor. Oyunda yoğun olarak hissettiğim bir başka durum ise hüznün ve mizahın izleyiciyi rahatsız etmeyecek bir şekilde harmanlanmış olması. Oyunun bir sahnesinde kahkahalarla gülerken bir sonraki sahnesinde o kahkahanın etkisi henüz geçmemişken Hikmet Benol’un başından geçen bir olaya hüzünle bakabiliyorsunuz.

Oyundan önce Bahariye Caddesi’nde yürürken Erdem Şenocak’a rastladım. İçerisinde muhtemelen sahne dekorlarının ve kostümlerinin olduğu bir bavul taşıyordu. Genelde izleyeceğim oyuna az bir zaman kala oyuncu kadrosundan birilerini görmek hoşuma gitmez. Birazdan sahnede oynayacağı karakterin benim gözümdeki gerçekliğine zarar verdiğini düşünürüm. Fakat Seyyar Sahne’nin oyunlarında aldığım farklı bir tat var. Daha önce izlediğim Çocukluğun Soğuk Geceleri ve Yeraltından Notlar oyunlarında olduğu gibi Erdem Şenocak da oyunun başlamasına kısa bir süre kala sahneye çıktı ve oyunun başlama saatine kadar izleyicilerin koltuklarında yerlerini almasını bekledi. Oyun saati geldiğinde ise oyun hakkında kısa bir bilgi vererek performansına başladı. Bu durum bana epey enteresan geliyor ve üstüne düşünmeme neden oluyor. Bir yandan on dakika evvel koltuğunu bulmaya çalışan izleyicilere selam veren, sahnedeki dekorların son kontrollerini yapan oyuncunun, birkaç dakika içerisinde hayran olunacak bir disiplinle oyundaki karakterine bürünmesi beni hayretler içerisinde bırakıyor. Ama sanırım yine kendi seyir deneyimimi etkilememesi açısından oyuna az bir zaman kala oyuncuları görmeme düşüncemi savunmaya devam edeceğim.

Oyunla ilgili salonda, fuayede ve oyun sonrası yorumlarda en çok kulak misafiri olduğum şey oyunun uzun olan süresiydi. Oyun ilk perdesi 90, ikinci perdesi 50 dakika olmak üzere toplamda 140 dakika olarak oynanıyor. 2 saat 20 dakika yani. Perde arasıyla beraber oyun için 2 buçuk saatlik bir zaman ayırması gerekiyor bir izleyicinin. Bu kesinlikle benim nedenini, nasılını anlayamayacağım bir oyun eleştirisi. Geçtiğimiz senelerde, konuşmalarından tiyatro öğretmeni olduğunu anladığım birinin öğrencilerine Ferhan Şensoy’u yaşlandığı için eleştirdiğine şahit olmuştum. Bana onu anımsatıyor bu ve benzeri eleştiriler. Sonuçta uyarlama bir oyun Tehlikeli Oyunlar. Sahnede oynanması için yazılmamış yazarı tarafından. Seyyar Sahne belli ki kılı kırk yararak bir çalışma yapmış metin üzerinde sahneye uyarlamak için. Oyun birçok kişiye de dokunmuş olacak ki 2009 yılından bu yana sahnelenmeye devam ediyor. Tiyatro adına konuşulabilecek onlarca şey varken oyundan çıkınca akılda kalan ilk şeyin süresi olması beni bir izleyici olarak mutsuz ediyor. Beni mutsuz eden, o oyuna kelime kelime emek vermiş insanlara neler yapmaz. Üzmeyelim iyi oyunlar yapan insanları.

Sezonun son ayında Tehlikeli Oyunlar başta olmak üzere çok güzel oyunlar izledim. Umarım uzunca seneler Seyyar Sahne’nin oyunları izleyiciyle buluşmaya devam eder.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Oğuz Atay
Metni Düzenleyenler: Oğuz Arıcı, Erdem Şenocak
Konsept ve Yönetim: Celal Mordeniz
Reji Danışmanı: Oğuz Arıcı
Oynayan: Erdem Şenocak
Süre: 2 saat 20 dakika (2 perde)