İzledim: Gülünç Karanlık

Yaklaşık okuma süresi: 4 dk.

Emre Kınay’ın bir söyleşisini izlemiştim bundan epey bir zaman önce. Orada izleyicilerden gelen sorular üzerine bahsetmişti senelerce severek çalıştığı kurum olarak Bakırköy Belediye Tiyatroları’ndan. O günden beri merak ediyordum hem sahnedeki Emre Kınay’ı hem de Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın yeni oyunlarını. Şimdiye kadar geçen sürede Emre Kınay’ı Sondan Sonra ve Nihayet Bitti oyunları ile sahnede iki defa izleme fırsatı buldum fakat konum olarak benim ev – iş güzergahıma çok ters bir yerde olduğu için Bakırköy’e gidemedim. Geçtiğimiz ay Moda Sahnesi ve Bakırköy Belediye Tiyatroları sahnelerinde bir oyun değişimi oldu. Moda Sahnesi‘nin Bütün Çılgınlar Sever Beni ve Bira Fabrikası oyunları Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın Müşfik Kenter Sahnesi’nde sahnelenirken, Hizmetçiler ve Gülünç Karanlık oyunları da Moda Sahnesi’nde sahnelendi. Ben de böylelikle izleyebilmiş oldum Gülünç Karanlık’ı.

Oyunun yazarı, Alman Wolfram Lotz. Öğrendiğim kadarıyla yazar, oyunu bir radyo tiyatrosu olarak kaleme almış, oyun sahneye uyarlanarak 2014 yılında da prömiyer yapmış. Bakırköy Belediye Tiyatroları’nın da oyunu sahnelemeye başlama tarihi çok yeni, Şubat 2016. Oyunun Alican Yücesoy, Doğacan Taşpınar, Elif Ürse, Erol Ozan Ayhan ve Yelda Baskın’dan oluşan beş kişilik bir oyuncu kadrosu var. Alican Yücesoy dışındakiler ilk defa gördüğüm yüzler benim için.

gulunc-karanlik-tiyatro-oyunu-2

Oyunda birbiri ile paralel olarak giden ve birbiri ile kesişen iki hikaye var. Bunlardan ilki Somali’li bir korsanın, bir gemiyi ele geçirmeye çalışırken yakayı ele vermesi üzerine çıktığı mahkemede yaptığı savunma ile başlıyor. Korsan, savunmasında yaşadığı coğrafya ve kendi geçmişi hakkında izleyiciyi sohbet havasında bilgilendirirken, an an yakalanışını da anlatıyor. Seyircinin bu şekilde oyunun içine dahil edildiği, derdin anlatıldığı kişinin yerine geçtiği ki bu şimdiye kadar izlediğim oyunlarda hep bir mahkeme ortamı olarak tezahür etti, oyunlardan aldığım keyif katlanıyor.

Diğer hikayede ise karşımıza gizli bir görev için Afganistan’da bulunan iki Alman askeri çıkıyor. Bu iki asker amaçlarına ulaşmak için katettikleri nehir boyunca yolculuklarına izleyicileri de yanlarına alarak devam ediyor. İkili geceli gündüzlü devam eden yolculukları esnasında “az gelişmiş ve henüz medenileşmemiş” topluluklarla karşılaşıyorlar ve onların sömürge yaşantılarını kendi ağızlarından dinliyorlar.

Biraz da oyunun sahnelenişinden bahsetmek istiyorum. Moda Sahnesi’nin büyük salonunu bilen bilir, ismi ile müsemma hem izleyici kapasitesi olarak hem de sahne olarak büyüktür. Bu oyun için farklı bir sahne düzeni yapılmış. Sahnenin olduğu kısmın önüne, izleyicilerin olduğu kısmın neredeyse yarı alanına kapatacak kadar ikinci bir sahne kurulmuş ve arkadaki asıl sahne ile beyaz bir perde aracılığıyla ayrılmış. Tabii bu şekilde izleyicisi kapasitesi yarı yarıya düşmüş. Salona ilk girdiğinizde gözünüze çarpan bu oluyor. Daha sonra perdenin arkasında bir şey olup olmadığını, neden böyle bir düzen hazırlandığını merak etmeye koyuluyorsunuz.

gulunc-karanlik-tiyatro-oyunu-3

Oyunun dekoru beyaz bir perdeden ve etrafına sağlı sollu yerleştirilmiş, oyun başında birbiri ile pek alakasız gözükse de olay örgüsünde yerleri geldikçe bir oyuncu gibi sahneye giren nesnelerden oluşuyor. İçi çamur dolu bir el arabasından, ahşap sandalyelere, baretlerden, ayaklı mikrofonlara kadar birçok farklı nesne. Oyunun hem dekorunda hem de kostümlerinde hakim renk beyaz. Fakat oyunun sonuna doğru bir şölen havasında beyaz yerini başka renklere bırakmaya başlıyor. Oyun içerisindeki hem solo olarak hem de grupça canlı söylenen şarkılar oyunun temposunu sürekli yüksek tutuyor. Belki de bu sayede ara vermeksizin iki saat süren oyunda zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Son olarak  bu kısım da yazarın oyun yazım sürecinde kendisine temel aldığı eserler hakkındaki oyun metninde yer alan açıklamadan gelsin.

Sömürgecilik tarihinin izlerini sürerek bugüne ulaşan Gülünç Karanlık, iki yapıtı kendisine esas alıyor. Bunlardan ilki Joseph Conrad’ın Karanlığın Yüreği isimli eseri. Belçika’nın sömürgesi Kongo’da geçen roman. (…) Diğer yapıt ise Francis Ford Coppola’nın Apocalypse Now isimli filmi. Bu kez Amerika’nın askeri bir çıkarma aracılığı ile Vietnam’da hakimiyet kurma çabası söz konusu. (…)

OYUN KÜNYESİ
Yazan:
Wolfram Lotz
Çeviren – Yöneten: Nurkan Erpulat
Dekor: Cem Yılmazer
Kostüm: Tomris Hande Kuzu
Oyuncular: Erol Ozan Ayhan, Yelda Baskın, Doğacan Taşpınar, Hatice Elif Ürse, Alican Yücesoy