İzledim: Yeni Bir Şarkı

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakika Moda Sahnesi‘nin bu sezon sahnelemeye başladığı Yeni Bir Şarkı oyununu dün matine temsilinde izledim. Böylelikle yeni tiyatro sezonunu da açmış oldum. Marguerite Duras‘ın kaleme aldığı oyun, Kemal Aydoğan yönetmenliğinde sahneleniyor. Oyunun çevirisi ise Murat Erşen‘e ait. Oyun, ayrılmalarının üzerinden üç sene geçmiş bir çiftin, boşanma işlemlerinin son aşamasını tamamlamak üzere son defa bir araya geldikleri akşamda başlıyor ve takip eden gecenin sabahında son buluyor. Beraber oldukları dönemde uzun süre konakladıkları, kendileri için oldukça husisi bir öneme sahip olan otelin lobisinde buluşuyorlar. Daha doğrusu şehirdeki işlerini hallettikten sonra ikisini de ayakları oraya götürüyor. Çift, karşılaştığı andan itibaren nezaketi elden bırakmayarak ama […]

Devamı  


Yeni Sezon Başlarken

Yaklaşık okuma süresi: 2 dakika Geçtiğimiz sezonun son oyununu haziran ayı başında Oyun Atölyesi’nde izlemiştim. Hemen akabinde bu sene bir ay geriye çekilen 17. Kadıköy Tiyatro Festivali ile sürdü izlemecilik maceram. Sessiz geçen ağustos ve eylül aylarından sonra ise nihayet tiyatroların yeni sezon programları duyurulmaya başlandı. Sezonun ilk ayı için fena olmadığını düşündüğüm bir seyir programı yaptım kendime. Dört oyun ve bir stand up gösterisinden oluşuyor. İzledikçe sıcağı sıcağına günlüklerini yazmaya çalışacağım. Şimdi, heyecanlı olduğu denli keyifsiz bir süreç başlıyor, beklemek. Yeni Bir Şarkı (Moda Sahnesi) Marguerite Duras’ın Yeni Bir Şarkı (La Musica Deuxieme) oyununu Kemal Aydoğan yönetirken rollerini Melis Birkan ve Caner Cindoruk canlandırıyor. […]

Devamı  


İzledim: Sokrates’in Son Gecesi

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakika Geçtiğimiz ay TiyatroÜçArtıBir, Sokrates’in Son Gecesi oyunuyla Moda Sahnesi‘ne konuk oldu. Arka arkaya iki gün yaptıkları temsillerin ilkinde izleme fırsatı buldum oyunu. Stefan Tsanev‘in metnini, aynı zamanda oyunun oyuncularından Mehmet Atay yönetiyor. Oyun, İsmail Bekir Ağlagül çevirisiyle oynanıyor. Oyundaki diğer oyuncular ise Oktay Dal ve Hülya Dizmen. Oyun, Sokrates’in idamını beklediği gece başlıyor. Sabah olup da horozlar öttüğünde baldıran zehri içirilerek idam edilecek olan Sokrates, son saatlerini uyuyarak geçiriyor. Ta ki başında beklemekle görevli gardiyan gelip onu uyandırana kadar. Gardiyanın, son saatlerini başka bir şey yapmak yerine neden uyuyarak geçirdiği üzerine duyduğu merak aralarında başlayacak uzun bir sohbetin kapısını aralıyor. […]

Devamı  


İzledim: Ağaçların Kokusu

Yaklaşık okuma süresi: 5 dakika Moda Sahnesi‘nin Ağaçların Kokusu oyununu, geçtiğimiz hafta sonu matine temsilinde izledim. Eylül ayında sezonun ilk oyunu olarak izlediğim Kıyı‘dan sonra Moda Sahnesi’ne yolumun düşmediğini bu günlüğü yazarken fark ettim. Olabildiğince farklı salonlarda oyun izleme niyetiyle başlamıştım bu sezona da. Yine pek becerebildiğim söylenemez. Alışkanlıklar kolay kolay değişmiyor ama elimden geldiğince farklı sahneler görmeye çalışıyorum. Bu ay içerisinde pek aşina olmadığım Kadıköy Theatron ve Entropi Sahne‘de iki oyun izleyeceğim. Theatron’da daha önce BAM‘ın Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin oyununu izlemiştim ama Entropi Sahne’deki ilk oyunum olacak. Ağaçların Kokusu, Koffi Kwahule‘un kaleme aldığı bir oyun. Oyunun oyuncularından Ezgi Coşkun‘un çevirisiyle sahneleniyor. Moda Sahnesi’nin ilk Koffi […]

Devamı  


İzledim: Kıyı

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika Moda Sahnesi‘nin Kıyı oyununu bu sezonun üçüncü oyunu olarak bir cumartesi günü matine temsilinde izledim. Böylece en son geçtiğimiz mart ayında Bakırköy Belediye Tiyatroları‘nın Seni Seviyorum Türkiye oyununu izlemek için gittiğim Moda Sahnesi’nin Büyük Salonu’na yeniden yolum düşmüş oldu. Yaz aylarına girerken aynı salonda Bira Fabrikası oyununu yeniden izlediğimi henüz anımsayabildim. Daha önce Yanık isimli oyunu Devlet Tiyatroları‘nda oynanan Wajdi Mouawad‘ı ben Kıyı ile tanıdım. Moda Sahnesi’nin yapımları ekseriyetle benim için yeni yazarlarla tanışma vesilesi oluyor. Yalnızca Shakespeare oyunları burada bir istisna olabilir. Ama onlarda da sahneleme tercihleri sebebiyle daha önceki olası tanışmaları göz ardı edebiliyorum çoğu zaman. Kıyı, hiç beklemediği […]

Devamı  


Yeni Sezon Başlarken

Yaklaşık okuma süresi: 2 dakika Tiyatroların yeni sezonun ilk ayına ait sahneleme programlarını duyurmaya başlamasıyla beni de telaşlı bir heyecan sardı. Geçtiğimiz senelerde sezon başlangıcını ekim ayı itibarıyla düşünürdüm hep. Fakat bu sene kimi tiyatrolar elini çabuk tuttu ve sene içerisinde bir ayı daha tiyatro ile dolu dolu geçirmemi sağladı. Eylül ayı içerisinde sırasıyla Samsun Sanat Tiyatrosu‘nun Kuvâyi Milliye Destanı, geçtiğimiz sezon izleyip çok beğendiğim Yolcu Tiyatro‘nun Kürklü Venüs ve Moda Sahnesi‘nin Kıyı oyunlarını izlemeyi planlıyorum. Henüz 16. Kadıköy Tiyatro Festivali‘nden günlüklerini yazamadığım oyunlar var. Yine bu ay içerisinde onları da tamamlayıp sezona temiz bir başlangıç yapmak niyetindeyim. Kuvâyi Milliye Destanı (Samsun Sanat Tiyatrosu) Nazım Hikmet’in […]

Devamı  


İzledim: Arıza (Blue-s Cat)

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika Moda Sahnesi‘nin yeni yetişkin oyunu Arıza‘yı dün akşam prömiyerinden bir sonraki temsilinde izledim. Bu defa oyundan önce prova notlarını okuma fırsatım olmadı. Prova sürecinden yalnızca birkaç fotoğrafa rastlamıştım. Bu günlüğü yazmaya başlamadan önce tüm prova notlarını okuyup, kendimi zihnen oyun hakkında birkaç cümle kurmaya hazır hâle getirdim. Oyunun yazarı Koffi Kwahule. Moda Sahnesi’nin 2015’in mart ayından bu yana sahnelediği Bira Fabrikası oyununun da yazarı aynı zamanda. (Bu arada Bira Fabrikası’nı becerebilirsem bu sezon bitmeden, beceremezsem önümüzdeki sezonun hemen başında yeniden izleme sözünü kendime vermiş olayım. İlk izleyişimin üstünden üç sene geçmiş. O dönem oyunun üzerine çok fazla kafa yormadan, fazlasıyla yüzeysel […]

Devamı  


İzledim: Seni Seviyorum Türkiye

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika Bakırköy Belediye Tiyatroları‘nın Seni Seviyorum Türkiye oyununu Moda Sahnesi‘ne yaptıkları turneyle izleme fırsatım oldu. Seni Seviyorum Türkiye aslında Ceren Ercan‘ın kaleme aldığı Gidenler, Kalanlar ve Saklananlar isimli üçlemenin ilk oyunu. Üçlemenin ikinci oyunu olan Berlin Zamanı‘nı geçtiğimiz ay izlemiştim. O oyunun üzerinden çok fazla bir zaman geçmeden gördüğüm turne haberi bana Seni Seviyorum Türkiye’nin yolunu açmış oldu. Serinin üçüncü oyunuyla ilgili bir bilgim yok. İlk iki oyun için konuşacak olursam, oyunların ana temaları itibarıyla değindikleri konular dışında bir benzerlikleri veya devamlılıkları yok. O yüzden oyunların hangi sırayla izlendiği pek mühim değil. Berlin Zamanı’nda türlü nedenlerle yurt dışına gitmek isteyen üç gencin hikâyesi […]

Devamı  


İzledim: Dünyanın En Güzel Arabistanı

Yaklaşık okuma süresi: 5 dakika Ekip Tiyatrosu‘nun Dünyanın En Güzel Arabistanı oyununu bir cumartesi akşamı Özgür Hanım‘la birlikte Moda Sahnesi‘nde izledik. Ben de bu vesileyle daha önce Shakespeare ile Düşünmek seminerleri için bol bol yolumun düştüğü Moda Sahnesi’nin stüdyosunda ikinci defa oyun izlemiş oldum. İlki günlüklerde her fırsatta dile getirdiğim, geçen sezonun en beğendiğim oyunu olan Nezaket Erden’in tek kişilik performansı Sevgili Arsız Ölüm – Dirmit‘ti. Moda Sahnesi’nin stüdyosuna konuk olan oyunlardan izleyicinin beğenisini kazanarak öne çıkanların mutat bir süreci oluyor benim gözlemlediğim kadarıyla. Oyun önce stüdyoya konuk oluyor. İzleyici tarafından sevildikçe, ek temsiller konulmaya başlanıyor. Fakat bir zaman sonra stüdyonun koltuk kapasitesi talebi karşılamıyor ve […]

Devamı  


İzledim: Köleler Adası

Yaklaşık okuma süresi: 4 dakika Moda Sahnesi‘nin yeni oyunu Köleler Adası‘nı ilk temsilinden bir gün sonra, dün akşam Moda Sahnesi’nde izledim. Fransız yazar Pierre De Marivaux‘un kaleme aldığı oyunu yine Moda Sahnesi’nin Bira Fabrikası ve Roberto Zucco oyunlarının çevirisini yapan Ezgi Coşkun Türkçeye çevirmiş. Kemal Aydoğan oyunu yönetirken, sahne tasarımını Bengi Günay yapmış. Oyun bir adada geçiyor.  İsmiyle müsemma bir Köleler Adası. Zamanında efendilerinin elinden kurtulan köleler bir adayı kendilerine yurt bilip kendi ideal düzenleriyle yaşanacak bir yer hâline getiriyorlar. Yalnızca kölelerin yaşayabildiği bu ada efendilerin gözlerini korkutacak bir kara parçasına da dönüşüyor aynı zamanda. Çünkü köleler adaya ayak basan efendileri sorgusuz sualsiz öldürüyor. Yani başlarda […]

Devamı