İzledim: Kul

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakikaSeray Şahiner‘in aynı adlı romanından tiyatro sahnesine uyarlanan TOY İstanbul‘un Kul oyununu, Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi‘nde izledim.

Kul oyunundan önce çok kısa Antabus oyunundan bahsedeceğim. Çünkü Kul ile ilgili söyleyeceğim kimi şeylerin Antabus ile ilintisi var. Antabus yine Seray Şahiner‘in aynı adlı romanından sahneye uyarlanan bir metin. İlham Yazar yönetmenliğinde 2015 senesinden bu yana sahneleniyor. Nihal Yalçın’ın tek kişilik performansı. Ailesi ve büyük hayalleriyle İstanbul’a göç etmiş bir kızın, Leyla Taşçı‘nın hayatını konu alıyor. Oyun, Tatbikat Sahnesi bünyesinde, izleyicilerin pek alışkın olmadığı bir oturma düzeninde oynandı uzunca bir süre. İzleyicilerin koltuklarında dönerek izledikleri, âdeta oyundaki mekânların içerisine konumlandırıldıkları bir sahnelemeydi. Ben o sahnelemeyi izleyebilen şanslılardan addediyorum kendimi. İzledikten sonra aklımda kalanları yine buraya yazmıştım. Fakat bir zaman sonra oyun Tatbikat Sahnesi repertuvarından çıkarıldı ve Semaver Kumpanya repertuvarına katıldı. Afişlerinden genel sanat yönetmeni Erdal Beşikçioğlu‘nun ismi silinerek oyun alışageldiğimiz klasik sahnelemeyle oynanmaya başladı.

Tekrar Kul’a dönersem, kitabı 2017’nin başlarında Can Yayınları tarafından yayımlandı. Pek vakit kaybetmeden edinip okumuştum o dönem. Hatta sonrasında yakınlarımla da epey paylaştım okumaları için. Emrah Serbes‘in Erken Kaybedenler kitabıyla oluşturduğu erkek çocuklarını konu alan hikâyecilik ekolünü, genç kadın hikâyeleri tarafında Seray Şahiner’in üstlendiğini düşünüyorum. Bu elbette diğer öykücüler ve romancılar tarafından yazılan metinleri tenzih ederek yazarların yazma eğilimlerine göre aklıma düşen öznel bir varsayım.

Geçimini merdiven temizliği yaparak sağlayan, kendisini terk edip giden -daha doğrusu onun gitmesini istediği- eşinin yolunu gözleyen Mercan‘ın hikâyesi Kul. Kimsesiz bir kadın Mercan. Evinde bir çocuğu, yanında bir kocası olmadığı için kendisini yapayalnız hisseden ve bu yalnızlığını televizyonla kurduğu ilişkiyle gidermeye çalışan bir kadın. Dolunay Soysert‘in tek kişilik performansı. Dolunay Soysert, Mercan rolünü oynayacağını etrafındaki insanlara söylediğinde çok fazla tepki almış. Mercan’ın karakterini yansıtamayacağını, içerisinde yaşadığı sosyal ve kültürel ortamın buna mâni olacağını söylemişler kendisine. Ben oyunu izlerken bu yönde olumsuz bir şey hissetmedim. Dolunay Soysert, Seray Şahiner’in romanı oyunlaştırdığından bihaber şekilde romanın üzerine çalışıyormuş zaten. Bundan nasıl bir oyun olur acaba diyerek. Daha sonra yolları kesişmiş ve beraber çalışmaya karar vermişler. O yüzden Dolunay Soysert’in Mercan üzerine harcadığı mesainin sahnede oyunculuk anlamında karşılığını bulduğunu düşünüyorum. 2015’in mart ayında Craft Tiyatro‘nun Personel oyununda izlemiştim Dolunay Soysert’i, Aslı Enver ile birlikte. Oradaki harikulade oyunculuğuyla kalmıştı aklımda uzunca bir süre.

Kul oyununda benim derdim daha çok rejiyle oldu. Kul’un, Antabus gibi sükse yapan bir oyunla eş zamanlı olarak sahnelenmesinin oyun ekibini basit düşünmekten alıkoyduğu kanaatindeyim. Şöyle ki, metinde Mercan karakterinin televizyonla olan çok kuvvetli bir bağı var. Bir nevi onu hayata bağlayan can damarı görevinde. Fakat oyunda, metindeki kadar yoğun hissedilmiyor. Çünkü sahnede bir televizyon yok. Onun yerine sahnenin dört bir yanı televizyon olarak düşünülmüş. Mercan televizyon izleyeceği zaman kâh o duvara bakıyor kâh bu duvara. Bir de dış ses kullanılmış ki izleyiciyle Mercan’ın arasını açtıkça açıyor konuştukça. Ben bunların Antabus’a benzetilmekten ve olası bir mukayeseden kaçınmak için kasten yapıldığını düşünüyorum. Çünkü Antabus’ta Leyla karakterinin televizyonla ilişkisi küçük bir tüplü televizyonla gayet güzel verilmişti. İçlerine girildiğinde bambaşka dertleri olmasına rağmen Kul’un, Antabus’un devamı gibi gözükme tehlikesi var izleyici gözünde. Ben buna yoruyorum yapılan sahneleme tercihlerini.

Özetle, TOY İstanbul’un Kul oyunu, Seray Şahiner’in metninin ve Dolunay Soysert’in oyunculuğuyla birleşmesiyle derdini izleyicisine anlatabilecek bir oyun olmuş. Ama yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı zamanının öncesinde sahnelendiğini hissediyorum. Bu da oyunun etkisinden çalmış gibi gözüküyor. Umarım sonraki senelerde farklı tiyatrolarca farklı sahnelemelerini izleyebiliriz bu güzel metnin.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Seray Şahiner
Yöneten: Mert Öner
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Özlem Karabay
Oynayan: Dolunay Soysert
Süre: 1 saat 20 dakika