İzledim: Meçhul Paşa

Yaklaşık okuma süresi: 3 dakikaTiyatroadam‘ın Meçhul Paşa oyununu, en son geçtiğimiz haziran ayında Bir Baba Hamlet oyununu izlemek için gittiğim Baba Sahne‘de izledim.

Tiyatroadam’ın bu sezon sahnelemeye başladığı bir oyun Meçhul Paşa. Yanılmıyorsam ilk temsilini de yine Baba Sahne’de yapmıştı. Markopaşa, 1940’lı yılların ortalarından sonra dönemin mizah yayınlarına şekil veren bir gazete. Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Mustafa Uykusuz gibi isimleri bünyesinde barındırıyor. Muhalif duruşu ve üslübu nedeniyle yayımlandığı dönemde başına gelen musibetlerin ardı arkası kesilmiyor gazetenin. Yasaklamalar, toplatmalar, yazar ve çizerlerine açılan davalarla anılıyor ismi. Yayın hayatına devam edebilmek yasaklandıkça ismi değiştiriliyor. Malum Paşa, Merhum Paşa gibi isimlerle yayımlanıyor bu süreçte.

Tiyatroadam, Markopaşa gazetesinin hikâyesini kuruluşundan kapanışına kadar ele alıyor. Oyun döneme ve bünyesinde barındırdığı isimlerin özel hayatlarına dair çok fazla detay barındırıyor. Bu nedenle salt didaktik bir seyire, belgeselvari bir anlatıya dönüşmesi oldukça muhtemel gözüküyor ilk bakışta. Bunun önüne geçmek içindir ki sanıyorum, hikâyenin anlatıcıları yazarların ilham perileri olarak çıkıyor izleyici karşısına. İzleyiciyi gerçeklikten koparan bu hamle bence gayet yerinde olmuş. Çünkü oyun herkesin üç aşağı ben yukarı hayatları hakkında fikir sahibi olduğu ve -daha önemlisi- hürmet duyduğu isimlerin hikâyeleriyle sürüyor. Bu bağlamda ilham perileri, onları hürmet edilecek birer “şey” olmaktan çıkarıp insani yönlerinden bahsedebilmek için yıkılması gereken duvarın içinden geçiriyor izleyiciyi.

Markopaşa hakkındaki fikirlerim Aykırı Kumpanya gibi konu edildiği birkaç oyun ve hakkında yazılan kimi kısa yazılardan ibaretti. Ama epeydir de Levent Cantek‘in Markopaşa – Bir Mizah ve Muhalefet Efsanesi isimli kitabından haberdardım. Oyunu izlemeye karar verdikten sonra hızlıca kitabı da edindim ve bir solukta okudum. Kitap, bir tez çalışması. Konu hakkında derli toplu bir kaynak niteliğinde. Gazetenin tüm serencamını kronolojik bir sırayla ele alıyor. Her ne kadar Levent Cantek çalışmasındaki konuyu saptırmamak adına yazar ve çizerlerinin şahsi anlaşmazlıklarına pek değinmek istemese de dışarıdan bakıldığında, davalarla ve ölüm tehditleriyle mücadele eden ekibin kendi içerisinde yaşadığı anlaşmazlıklar da gazetenin hikâyesinde mühim bir tutuyor. Örneğin kuruluş aşamasında Sabahattin Ali gazeteye daha çok maddi kaynak sağlarken Aziz Nesin âdeta bir fikir işçiliği yapıyor. Bu anlaşma, ilerleyen zamanlarda ikilinin arasında kimi tartışmalara ve beraberinde bir ast üst sorununa yol açıyor. Benim oyundaki kıstasım bunun gibi detaylardı aslında. Nihayetinde memnun ayrıldım salondan. Meçhul Paşa, tüm bu isimlerin insan olduğunu unutmuyor, kolaya kaçıp bir kahramanlık destanı anlatma çabasına girmiyor.

Bir Baba Hamlet ve İntiharın Genel Provası oyunlarından aşina olduğum Emrah Eren yönetiyor oyunu. Metin, Ahmet Sami Özbudak‘a ait. Bülent Çolak, Fatih Koyunoğlu ve Erdem Akakçe yer alıyor oyuncu kadrosunda. Hepsi daha önce izlediğim ve beğendiğim oyuncular. Meçhul Paşa’da da izlenimim aynı yönde. Bilhassa Erdem Akakçe harikulade bir performansla can veriyor Aziz Nesin’e.

Şimdiye kadar izlediğim oyunlarında beni harcadığım vakte pişman etmeyen bir ekip Tiyatroadam. Meçhul Paşa oyunu için de iyi ki izlemişim dedirtti.

OYUN KÜNYESİ
Yazan: Ahmet Sami Özbudak
Yöneten: Emrah Eren
Oynayanlar: Erdem Akakçe, Fatih Koyunoğlu, Bülent Çolak
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Barış Dinçel
Süre: 1 saat 50 dakika (İki perde)