13. Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali’nin Ardından

Yaklaşık okuma süresi: 2 dk.

Sezon sonundan beri heyecanla beklediğim Kadıköy Tiyatro Festivali rüzgar gibi geçti. Bu günlükte kısaca festivalin benim adıma nasıl geçtiğinden bahsetmeye çalışacağım. Tiyatro ile dolu dolu geçen iki hafta sonunda kimi tiyatro toplulukları ile yeni tanışırken kimilerini ise sahnede tekrar izleme fırsatı buldum. Bu sene de festivale tüm oyunlara izleme hedefi ile başlamıştım. Fakat çalışırken bunu gerçekleştirmek bir hayli zor oluyor. Festivalin ilk günlerinde her şey sütlimanken, ilerleyen günlerde iş-tiyatro, iş -tiyatro döngüsünde ister istemez bir yorgunluk baş gösteriyor ve bazı oyunları zor da olsa eleyerek kendinize vakit ayırmak durumunda kalıyorsunuz. Yine de bu şartlarda festivalde sahnelenen 15 oyundan 10 tanesini izleyebilmişim.

İzleyebildiğim oyunlar ve günlük bağlantıları

» Ödünç Yaşamlar, Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu
» Cambazın Cenazesi, İkinci Kat Tiyatro
» İstibdat Kumpanyası, Tiyatro İstanbul
» İstenmeyen, Ceren Ercan – Gülce Uğurlu
» Shirley, Tedbil-i Mekan Prodüksiyon Tiyatrosu
» Abim Geldi, Tiyatro Sahtekarlar
» Karabahtlı Kardeşlerin Bitmeyen Şen Gösterisi, Altıdan Sonra Tiyatro
» Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı, Tiyatro Adam
» Timsahlar, BiTiyatro
» İnsanlarım, Dostlar Tiyatrosu

Oyunlardan önce oluşan sıralarda değerlendirilebilecek çok fazla vakit oluyor. Geçen sene bu sıralarda Ferhan Şensoy’un Kalemimin Sapını Gülle Donattım ve Başkaldıran Kurşun Kalem kitaplarını okumuştum. Bu sene için hedefim daha fazlaydı ama yine iki kitapta kaldım. Murat Menteş’in Dublorün Dilemması romanını ve William Shakespeare’in Macbeth oyununu okuyabildim.

Bazı oyunlarda havanın rüzgarlı olmasından dolayı hareketli dekorlara sahip oyunlarda birkaç ufak tefek sorun yaşandı. Bunlar dışında yaşanan olumsuzluklar organizasyon tarafında değil izleyici tarafında olan şeylerdi. Oyunun başlama saatine yaklaşıldığında parkta saatler öncesinden oluşan sıralara riayet edilmemesi, tüm uyarılara rağmen salonda sigara içilmesi, oturulması yasak olan güvenlik şeridi, ana kumanda odasının üstü gibi yerlere oturmakta ısrar edilmesi, oyundan hoşlanmayan izleyicilerin tüm salonun dikkatini dağıtacak şekilde salondan çıkmaya çalışmaları gibi keyif kaçıran durumlar her yıl yaşanan rutinler haline geldi. Bu konu ile ilgili daha önce yazdığım bir cümleyi tekrar yazarak, 14. Kadıköy Tiyatro Festivali’nin yolunu şimdiden gözlemeye başlayarak bu günlüğü de bitirmiş olayım.

İzleyicilerin hoşgörüsü, tiyatroların da öngörüsü ile önümüzdeki senelerde çok daha keyifli festivaller geçirileceğini düşünüyorum.